ERMENİ (TEKER ÇEKEN MAMOS USTA)
Dokuz- on yaşlarında Çocuktum. Malatya’dan köyümüze ziraat aletleri, yapmaya, ya da onarmaya gelirdi. Döven, kağnı, kağnı tekeri gibi, dövenin taştan döşenmiş dişlerinin eksilenlerinin yerine yenisini döşer, manda ve öküz kağnılarını tamir etmek veya sap getirecek duruma göre, gopünü, cereğini, boyunduruğunu, vs tamamlamak, gibi işleri yapmak için yıllarca köyümüze gelirdi. Adı MAMOS’tu: kısa topan boylu, göbekli, tombulmu tombul, ablak yüzlü iri burunlu başında fötr şapkasıyla bakınca: karikatür gibi, Mamos Ustaydı. Çalışırken sohbeti de bırakmaz anlatırdı. Çocukluğunda yaşadıklarını, arada bir dereceli gözlüğünü çıkarır teriyle birlikte göz yaşını da dilerdi…
Konaklama yeri olarak; Salih Hocaların büyük odayı seçse de çoğu kez kimin işini yaparsa, orada yer, içer yatardı. (Sanki Ali Caca’larda da kaldığı olurdu.) Boş kaldığı günler dedemin evini seçerdi. İkisinin “muhabbetleri” çok keyifli olurdu. Bu konukluğu köyde beş, altı ay sürerdi…
Mamos usta Ermeni’ydi…Bizim yörelerde Ermeni ve Rum olmak küfürle birlikte anılırdı. (Ne yazık ki…Ve acı.)
Biz çocuklar, komşu çocuklarıyla kavga edince; amcamın karısı Ayşe yengem: Taşı kaptığı gibi komşu çocuklarına saldırır ve bağırırdı: “Ermeni dölleri, Rum tohumları, Kesişin piçi (Keyiş) gibi sayar dururdu…
Birgün, Mamos Amca, dedemin evinde, dutun altında oturmuş sohbet ederken, yengem ayran yaptı. Mamos ve dedeme maşrapayla verdi…Tası merdivene koydu… Hemen dışarıda saricin başında, Kaysı taşlarken çocuk kavgamız başladı. Ayşe yengem, kavgaya müdahale ederek bağırmaya başladı. “Emeni tohumları, Rum dölleri…” diye saydırdı. Kavga bitti avluya geldik…
Mamos Usta :” Ayşe kızım, benim kimseye bir zararım dokunmadı. Kimseyi de tohumlamadım. Sekiz, on yıldır gelirim buraya, çok da ayranını, çayını içtim; yemeklerinizi yedim. O saydığın, ERMENİ benim, şu an Rum kim onu da bilmiyorum, yüzlerce yıl birlikte yaşadık, kız alıp vermişliğimiz var.” Deyince; “yok Mamos Emmi, ben sana demiyorum ki, şu taş atan çocuklara söylüyorum Ermeniler diye” …Töbe sana söylemem, sen “teker çeken” Mamossun” dedi…Mamos’la dedem epey güldüler…
Köyümüzde de hep “Teker çeken Mamos “olarak tanınırdı... Bahar geldi mi dört gözle beklenirdi Mamos Usta…
Tüm bunlar nereden geldi aklıma, bugünlerde EĞİN’İ geziyorum. Her baktığım kapıda, pencerede, duvarda, evde, yolda usta MAMOS’ları görüyorum, arıyorum…Yoklar kendi yurtlarında…
Eğinin kuruluş yılı tam bilinmiyor. Ancak 7.yüzyıl başlıyor tarihi. Ermeni ağırlıklı bir nüfus var. 1915 ten daha önce İstanbul’a göç başlıyor…
Doğal güzellikleri, insanları, Manileriyle, türküleriyle; EĞİN (KEMALİYE) çok güzel küçük bir ilçe…Görmeyenlere öneririm.
Osman ÖZKAN Eylül/2024 EĞİN
blog={Biyografi}
blog={Kimdir}

إرسال تعليق
Yayımlanabilmesi için yorumların yönetici tarafından incelenmesi gerekmektedir *