Çiğ İnek Sütünde C Sınıfı Yağ Oranı Yeniden Belirlendi

6 Kasım 2025’te  Resmi Gazetede yayımlanan yeni tebliğle çiğ inek sütünde C Sınıfı yağ oranı yeniden belirlendi. Üretim sınıflandırmasından üretici geliri ve kaliteye kadar bütün süt zincirinde etkiler…



Türkiye’de süt üretimi ve süt ürünleri sektörü açısından önemli bir adım atıldı. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan “Çiğ İnek Sütünün Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ”, 6 Kasım 2025 tarihli resmî gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu yazıda söz konusu değişikliği, üreticiye ve tüketiciye olan etkileriyle birlikte ele alacağız.

Mevzuatın Özeti

  • Çiğ inek sütü, yağ ve protein değerlerine göre A, B ve C sınıfı olmak üzere üç kategoriye ayrılıyor.
  • “C Sınıfı” olarak adlandırılan grup için yağ oranında değişikliğe gidildi. Ekim-Mart döneminde daha önce “%3,3’ten düşük” olarak belirlenen yağ oranı, yeni düzenlemeyle “%2,9 ile %3,3 arasında” olarak tanımlandı.
  • Nisan-Eylül dönemi için ise yağ oranı “%2,9 ile %3,2 aralığında” olarak yeniden belirlendi; önceki uygulamada bu oran “%3,2 altı” idi.
  • Böylece üretim sınıflandırmasının daha net olması, kalite standartlarının yükseltilmesi ve üretici gelirlerinin desteklenmesi hedefleniyor.

Neden Bu Değişiklik Yapıldı?

Bu değişikliğin arkasında birkaç temel gerekçe bulunuyor:

  • Kalite standartlarının yükseltilmesi: Süt ürünleri sanayisine arz edilen çiğ sütün belirli bir minimum bileşen değerine sahip olması, ürün kalitesini artırıyor.
  • Üretici gelirlerinin artırılması: Daha yüksek kalite sınıfına giren süt, genellikle daha iyi fiyatla satılabiliyor. Bu sınıflandırma üreticiyi kaliteye yönlendirebilir.
  • Verimlilik ve sürdürülebilirlik: Süt zincirinde kalite düzeylerinin yükselmesi, işlenmiş ürünlerde maliyetleri ve kayıpları azaltabilir.


Üretici ve Tüketici Açısından Ne Değişiyor?

Üretici için

  • Eğer sütü “C Sınıfı”na giriyorsa, yağ oranı yeni aralıklara uymak zorunda. Bu durumda işletmelerin bakım, besleme, hayvan sağlığı gibi faktörleri daha sıkı kontrol etmesi gerekebilir. 
  • Kalite yükseldiğinde sanayiye arz edilen sütün fiyatı artabilir; bu da üretici için bir fırsat yaratabilir.
  • Ancak değişikliklere uyum için kısa vadede bazı yatırımlar gerekebilir (örneğin yem kalitesi, inek bakımı).

Tüketici için

  • Süt ürünleri işleyen sanayicilerin kalite düzeyi arttığında, nihai ürünlerde de (örneğin yoğurt, peynir) kalite iyileşebilir.
  • Bu düzenleme doğrudan “market rafındaki süt”ü değil, çiğ sütün işlenme aşamasını hedefliyor; fakat dolaylı olarak tüketici standartlarına da katkı sunabilir.

Sektörel Etki ve Beklentiler

  • Süt toplama ve işleme yapan işletmelerin yeni sınıflandırma aralıklarını dikkate alarak satın alma kriterlerini güncellemesi bekleniyor.
  • Üreticiler açısından “yağ oranı düşük” sütü kullanırken verimlilik ve kalite açısından dezavantaj oluşabilir; bu da yeniden yapılanma gerektirebilir.
  • Kalitenin yükselmesi uzun vadede sektörde rekabeti artırabilir; tüketiciye daha iyi ürün ve üreticiye daha sürdürülebilir gelir sağlayabilir.

Sonuç ve Öneriler

Bu düzenleme, özellikle süt üretimi yapan çiftçiler, süt sanayisi ve süt ürünleri işleyen şirketler için önemli bir dönüm noktası olabilir. Eğer siz bir süt üreticisiyseniz:

  • Besleme ve bakım programınızı yağ oranlarını destekleyecek şekilde gözden geçirin.
  • Sanayicilerle yapılan sözleşmeleri ve arz koşullarını yeni sınıflandırma aralıkları açısından kontrol edin.
  • Süt analizlerini düzenli yaptırarak sınıflandırmada dezavantaja düşmeyi önleyin.

Tüketici olarak ise bu değişimi böyle değerlendirebilirsiniz: “Sütünün hammaddesi olan çiğ süt kaliteye yöneldi; bu da ürünlerde dolaylı olarak iyileşme anlamına geliyor.”

Yorumlar

Yayımlanabilmesi için yorumların yönetici tarafından incelenmesi gerekmektedir *

أحدث أقدم