2.02.2012

Yeni Süksün Tarihi

İlçenin güney doğusunda Akdölen ovası üzerinde iki tepenin yamacında kurulmuştur.Köyün ilk kuruluşu M.Ö.1400-1200 tarihleri arasında Etiler tarafından olmuştur.


Köyün altı mağaralarla kaplıdır.Mağaralar yerleşim yeri haline getirilerek tünellerle birbirine bağlanmıştır.Mağazaların içiden gelen sestenburadan bir yer altı ırmağının geçtiği tahmin edilmektedir.Etilerden sonra bölgeye Romalılar hakim olmuştur.Roma dönemindeki haritalar köyün bulunduğu yerde,Branşur isminde büyük bir yerleşim yerini göstermektedir.Bu yerleşim yerini Ermenilere ait olduğu bilinmesine rağmen Ermenilerin sonradan nereye göç ettikleri bilinmiyor.Ermenilerden sonra köyün bulunduğu yere 1584 yıında köye adını veren Süksün oymağı yerleşmiştir.

Süksün oymağı daha önce Kenar-ı Irmak Nahiyesinde(Kızılırmak çevresinde)onar-göçer olarak yaşarken Osmanlı Devletinin çıkartmış olduğu iskan kanununa uyarak köyün bulunduğu yerdeki Ermeni harabelerinin yakınına yerleşmiştir.(Osmanlı Devleti bu tarihlerde göçebeliği önlemek için iskan kanunu ıkartmıştır.Devlet iskan kanununu cazip hale getirmek için kanuna uyan göçebelerden kışlak ve yaylakiye vergisi almamıştır.Türkiye genelinde altı yerde Süksün isminde yerleşim yeri vardır.Bu da İskanı kabul eden Süksün oymağının çeşitli yörelere dağıldığını göstermektedir.

1500 tarihindeki Maraş Sancağına ait tapu tahrir defterlerinde tutlan kayıtta Konar-göçer Yörük Türkmen taifesinden olan Süksün Cemaatinini 1500 yılında 16 hane,1520 yılında 43 hane,ziraat ve hayvancılıkla uğraşan cemaatin Devlete 1500 yılında 1520 akçe,1520 yılında 3140 akçe vergi ödediği kaydedilmiştir.

1563 tarihli Maraş Sancağına ait 101-108 numaralarda kayıtlı Mufassal Defterde köyün yakınında Büçüş,kuzeyinde de Ağcain adlı köylerin kayıtları vardır.Köyler zamantu kazasının Çörmüşek Nahiyesine bağlıdır.Bu köylerin zamanımızda harabeleri kalmıştır.

Osmanlı Devletinin son dönemlerindeki kargaşa ve isyanlar yüzünden köy boşalmıştır.Boş olan köye ilk yerleşenler Kostere’den(Tomarza)Deli Kadir Ağa,Murtazaoğlu Ömer Ağa ve Aligişioğlu Ali Ağa’dır.Daha sonra Maraş’tan Dulkadiroğullarının Şıhlar kolundan Dervişali Kabilesi yerleşmiştir.Bu kabile Maraş’tan Kayseri’ye oradan da Süksün’e yerleşmiştir.Köy 1989 yılında belde olmasına rağmen nüfusun az oluşundan yine köy statüsüne geçmiştir.Halkın geçim kaynaklarının başında,tarım  ve hayvancılığın yanında esnaflığın ve halıcılığın önemi büyüktür.Tarımda yer altı sularından faydalanıldığı için verim artmıştır.Köyde ekseriyetle küçükbaş hayvan yetiştirilmektedir.

 


Süksün Oymağının Durumu
Yörük Türkmen oymakları arasında yer alan oymak Koramaz nahiyesinde (Bünyan) gösterilmiştir. Süksün oymağı, bugün Bünyan ilçesine bağlı Süksün Kasabasında oturmaktadır. Aynı adı taşıyan bir başka Süksün obası da İncesu ilçesinin Süksün kasabasında oturmaktadır. 1484 yılında Kustere yolu üzerinde gördüğümüz Süksün obası (8 hane) , aradan yüz yıl geçince 1584 yılında 79 haneye çıkmış ve  İncesu ilçesinin Süksün kasabasını kurmuşlardır.  Çünkü, Bünyan ilçesinin Süksün kasabasını kuran oymak, 1500 yılında 47 nefer, 1520 yılında 67 nefer olarak Koramaz Nahiyesi (Bünyan) kayıtlarına girmişti.  Bu tarihlerde İncesu bölgesinde Süksün obası görülmediğine göre, Kustere yolunda (Irmak Kenarı nahiyesinde) bulunan oba, İncesu Süksün köyünü kuran oba olmalıdır. 1563 yılında Maraş Tahrir defterinde Çörmüşek nahiyesine bağlı gösterilen Süksün oymağının diğer adının (Ber Travşın) olduğunu ve 75 hane olarak bulunduklarını öğreniyoruz.
Süksün beldesi, tahrir defterlerinde Yörük-Türkmen obası olarak gösteriliyor. Bir başka Süksün de İncesu ilçesinde var. Bunlar da Yörük- Türkmen obası... İki köy arasındaki ilgi nedir, belgelerimiz elimizde yok. Zamantı’daki Süksün köyü halkı köyde köyün kuruluşunun Tomarza’dan gelen Deli Kadir Ağa ile Murtaza Oğlu Ömer Ağa, Alikişi Oğlu Ali Ağa ve Maraş’tan gelen Dulkadirlilerin Şıhlar kolundan Dervişli kabilesinden meydana geldiğini söylüyorlar.Köyün yakınlarında Mucuş ve Cumbuş isimli harabeler var ve köy halkı buranın eski yerleşim yerleri olduğunu söylüyor. Hatta Süksün obasının Branşut adı verilen yere yerleştiği ve yerleştikten sonra da adını Süksün olarak değiştirdiğini söyleyenler de bulunuyor.
HATÇEMİN PÜSSÜĞÜ
Bünyan’dan Süksün Kasabasına seğmenler gelin almaya gitmişler. Halaylar oynanmış, düğün çalınmış, sıra gelinin çeyizinin yüklenmesine gelmiş. Gelinin çeyizi de sadece bir sandıktan başka bir şey değilmiş. Delikanlılar, sandığı yüklenmişler ama sandıktan sesler gelmeye başlamış. Gelinin anasını çağırmışlar:
-Anacağızım, bu sandıkta ne var böyle?
-Gadasını aldıklarım Hatçemin püssüğü var, çeyiz olacak başka nesi var ki kızımın deyince sandığı açmışlar ki gelinin kedisi varmış sandıkta.                                                      
 ÇEVREMİZİ TANIMAK  İÇİN DİKKATLİCE OKUYUN..
Zamantı... Adını ilk Anadolu uygarlıkları döneminden alan bir ırmak... Önce adına Onopniktes demişler. Sonra da Tzamandos, Samandos, Samandu, Simandu, Simandav, Zamandu ve nihayet Zamantı demişler, Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinin Viranşehir köyünden doğan bu ırmağa...
Uygarlıkların eşiği Anadolu, birçok kavimleri de misafir etmiş bu topraklarda. Nihayet son misafirler gelmiş akın akın ... Bunlar, son yurt olarak kabul etmişler Anadolu’yu. Yüzyıllar boyu Anadolu onlara kucak açmış. Samandos adını Samandu, Zamandu ve nihayet Zamantı yapmış Türkler.
II. Kılıç Arslan bu durumdan istifade ederek Kayseri ve Zamantı havalisini Selçuklu topraklarına katarken (1165) ilelebet yörenin Türk yurdu olacağının haberini de vermiş müjdesini de vermiş sanki.
Zamantı... Eski Anadolu dillerine dayanan bu sözcüğün anlamı “kutlu ana tanrıçanın halkı” demekmiş. Zamantı... İlk çağ kapadokyasında önemli akarsulardan biri. Büyük bölümü doğduğu Kayseri ili topraklarında yer alan bir ırmak. Kayseri’nin Pınarbaşı, Tomarza, Develi ve Yahyalı ilçelerinden geçerek Seyhan nehrine dökülüyor. Seyhan nehrinin en uzun ve en önemli kaynağını oluşturan Zamantı suyu, Uzunyayla’dan Seyhan nehrine kadar 308 km. mesafe kat ediyor.
Zamantı Ovası, Zamantı Kalesi, Zamantı Köyleri, Zamantı Nahiyesi gibi yöremizde  bu ismin kullanıldığı birçok yer var.
Zamantı birçok sırlarla dolu. Onun sırlarını çözmek oldukça güç. Ne zamanki onun geçmiş zamanlarına ulaşıp bilgilerimizi daha da artıracağız, işte o zaman Zamantı’nın sırlarını çözmeye başlayacağız.
Şimdi 16. yüzyıla gidelim. Dulkadirli dönemi şeklen kapanmış ama Zamantı’da Dulkadirlilerin birçok hatırası durmaktadır.
O zamanlar Maraş’a bağlı olan Zamantı, aynı zamanda bir nahiye olarak gözüküyor. Bu nahiyeye bağlı bir de Çörümşek var. Orada da birçok yerleşim yerleri bulunuyor. (M.1563)
O zamanlar Zamantı’nın köylerinde şöyle bir gezinti yapalım: Samağar köyü 33 neferden oluşan bir köy... Bu köye bağlı Kilisecik ve Kalecik isimli iki tane de mezra var.
Kölete köyünde ise 53 nefer bulunuyor. O bölgede Alaüddevle Bey Camii ve Medresesine vakfedilmiş olan 16 neferlik Eski Poğasun bir köy ve köyün yakınında da Cafer Hanı isimli bir mezra bulunuyor. Bu köyde bulunan Kazanoğlu Hamza Ali, Caferoğlu Sadi, İmirze, Mehmet, Hasan, Ramazan ve Muzaffer’in sipahi oldukları kayıt altına alınmış.
31 neferin yaşadığı Depdeban köyünden ise Pirkulu oğlu Hüseyin Şah da sipahi olarak biliniyor.
Sipahilerin bulunduğu köyler oldukça fazla... Kalecik Kaya köyünden Hamzaoğlu Ali, Abdülgani, Ahmet, Hüseyin ve İsmail; Gelengit köyünden Beratlı sipahi Zülfikaroğlu Durmuş, Zülfikar, Süphanverdi ve Turak; Masadişen köyünden Bulgarhacı oğlu Aydoğmuş ve Ali oğlu Süleyman; Görgülü köyünden Pir Galip oğlu İsa, Zülfikar, Selim, Hasanoğlu Çalapverdi, Tanrıverdi; Kalelice köyünden Üveysoğlu Barik, Seydi Gazi, Ali Gazi, Şehsuvaroğlu Mahmut, Şehsuvar ve Pir Aziz; Bey Viranı köyünden Kasımoğlu Yahya, Yakup ve Süleyman; Hanlu köyünden Hasanoğlu Mahmut, Hamzaoğlu Hasan, Turak ve Hüseyin; Ağcaviran köyünden Peyamioğlu Yavmülhayr, Budak, Pirbende, Yusuf, Hasan ve Bediroğlu Mehmet; Gidesun köyünden Hamzaoğlu Behram, Kubatoğlu Hamza ve Satılmış; Şıvgın köyünden Velioğlu Pir Süleyman ve Pir Budak; Güllüce köyünden Velioğlu Mehmet, Kocasami oğlu Çırak, Turabi ve Gazi; Taçın köyünden Bayat oğlu Murat, Ferhat, Bayezit, Hacı Ümmet oğlu Tacettin ve Şükrullah; Beserek köyünden Bayat oğlu Murat, Yağmur, Ahiyanoğlu Ali, Üveys oğlu Minnet, Bektaş, Alioğlu Abdülgani ve İlyas, Velet oğlu Erim, Budak ve İsmail; Hızıroğlu Baki, Turabi ve Yakup oğlu Yusuf gibi daha birçok sipahinin yaşadığı yerdir Zamantı... Sipahi gibi askeri bir unvan taşıyanlar dışında o zamanlar “eşkinci” denen askeri bir grup daha var. Eşkinci sefere katılan sipahilere verilen addır. Bunlar Yörük/ Türkmen oymaklarından seçilirler ve nöbetleşe vatan savunmasına giderlerdi. Sefere çıktıklarında adları eşkinci olur; dinlenme vakitleri gelmiş ve nöbetleri bitmişse adları “çatal” olurdu.
Şimdi Zamantı’daki yolculuğumuza kaldığımız yerden devam edelim. Zamantı Nahiyesine bağlı ilginç köy adları ile karşılaşıyoruz. Bugün adlarını dahi hatırlayamadığımız köyler var. Bazargünü köyü (36 nefer), Manzur (Mansır) köyü (9 nefer ve köye bağlı Öyük Viran adlı bir mezra var), Harçene köyü (82 nefer ve Ağcaviran, Karacaviran, Belviran adlı mezraları var), Eski Köy (11 nefer ve Mehmet Viranı, Kayapınar, Sinan Çardağı ve Sabun Pınarı isimli mezraları var), Kalecik Kaya (32 nefer ve bu köyde Ali Kayası mezraı ile Bulgaroğlu Çiftliği var. Ayrıca bu köy civarında Demircili Türkmenleri ziraat yapıyorlar.) Sevirtil köyü (33 nefer ve bu köyde de Hamza ve Tanrıverdi’in çiftliği ile Mürürce mezraı var), Yaruk Taş köyü (62 nefer)... Yaruk Taş köyünün bir özelliği de Melikgazi Zaviyesi ve Mescidine vakfedilmiş olmasıdır. 17 neferlik Serkurun köyünde ise Kızıldonlu oymağı kışlıyor. Bu köyün yakınındaki Karacaviran mezraında ise yine Demircili Türkmenleri ziraat yapmaktalar.
Gedük İsa köyü 18 nefer, İğdecik köyü ise 16 nefer... İğdecik köyünde Nimpara adıyla bir mezra bulunduğu gibi bir de kale var. Kalenin müstahfizanı Kuloğlu Mustafa da kayıtlara girmiş.
27 neferlik Kalemin köyü Dulkadirli soyundan Süleyman Bey vakfına vakfedilmiş. Ayrıca yörede Donluca, Hacin, Dibekistan, Yücece ve Ördekli mezraları var. Bu mezralarda Akdağlı oymağı ziraat yapıyor.
1563 yılında Zamantı’daki yolculuğumuzda Tokmak köyüne rastlıyoruz. Diğer adı Zeknir olarak kaydedilmiş.Bu köyde 32 nefer Müslüman ve 12 nefer gayrimüslim yaşıyor.
Gelengit köyü 14 nefer ve bu köyde Kara Fakih (Kuruca Öz) mezraı bulunduğu gibi bir de Melik Gazi Zaviyesi var. Zaviyenin şeyhi Ali Seydi oğlu Celil... Köyde Şeyhin kardeşleri İbrahim ve Hasan, Mehmet oğlu Abdi, İbrahim oğlu Abdülkerim ve Hızır, Ahmetoğlu Mahmut, Yusuf ve Mustafa da bulunuyor.
Masadişen köyü 14 nefer ve burada Alioğlu ve Bulgaroğlu’na ait çiftlikler var. Bulgaroğlu’nun Kalecik Kaya’da da bir başka çiftliği olduğunu söylemiştik. Bu geniş aileden Bulgar Hacı oğlu Aydoğmuş da sipahi olarak kayıtlara girmiş.
Tokmak köyü yakınında ise 6 neferden oluşan Görgülü köyü yer almış. Bu arada da 5 tane sipahi kaydedilmiş. Onlar da Pir Galip oğlu İsa, Zülfikar ve Selim ile Hasanoğlu Çalapverdi ve Tanrıverdi’dir.  
Yörede çok miktarda mezra (ekinlik) var. Mesela Kalecik köyü yakınıda Çağılgan ve Eski Köy ekinlikleri bulunuyor. Akdağlı Türkmenlerinin ziraat ettiği Şabe ve Nabe ile Bazar Günü köyü yakınında Su Akan mezraı ve yine Akdağlı Türkmenlerinin kullandığı Eski Poğasun ve Yeni Poğasun mezraları var.
Hormudsun (Hormusun) köyünde 11 nefer yaşarken Babavin köyünde 34 nefer var. Babavin köyündeki neferler Gözeli Tatarlarından olup bu köyde onlar ziraat yapıyorlar. Yine Babavin köyünde Pir Ahmet oğlu İlyas’a ait bir çiftlik var.
Bir de Zamantı Kalesinin yakınlarında Emir Halil ve Melik Emir Gazi’nin türbelerinin civarında bulunan arazilerin gelirleri, Aşidin köyünde bulunan Melikgazi Mescit ve zaviyesi vakıflarına verilmiş. Bu vakfa verilen mezra arasında Eski Tekne (Zamantı kalesi önündedir), İnek Çayırı, Buzağu Çayırı, Ayır Viranı, Fakih Ekinliği, İğdelüce ve Dirdesor adlı arazi var.
Zeknir’e tabi Görgün mezraı ile Ahsen Fakihli Türkmenlerinin ziraat ettiği Fakih köyü de dikkate değer. Bir de 53 neferlik bir gayrimüslim köyü karşımıza çıkıyor. Adı Hamrama... Bu köyün Mağrebi isimli bir mezraı var.
Evgi Kayası denen yerde Zeknir halkı ziraat ederken, Şaban Bükü’nde Göreme halkı ziraat ediyor. Paşabeyli oymağı ise Bezergan mezraında ziraat ile meşgul oluyor.
Gelelim şu Aşidin köyüne... Zamantı Kalesi yakınındaki bu köyün gelirleri Melikgazi Sultan Vakfı’na aitmiş. Melikgazi Mescit ve Zaviyesine harcanıyormuş. Köy ilginç geldi bana. 73 haneli bir gayrimüslim köyü... Böyle olmasına rağmen köy yakınlarında Dede İlbaşı’nın Çiftliği var.
Kalecik köyünde (64 nefer) ise Ali Beylü ve Selmanlı Türkmen oymakları ziraatla meşgul olurken  köyden Üveysoğlu ve Şehsuvaroğlu ailelerine ait sipahilerin isimleri ile karşılaşıyoruz. Üveysoğlu Barik, Seydi Gazi, Ali Gazi ve Şehsuvaroğlu Mahmut, Şehsuvar ve Pir Aziz.
Bu bölgede Vaslin köyü yakınlarında gayrimüslimlerin ziraat ettikleri Ağındin isimli bir mezra bulunuyor. Civarda yine gayri Müslimlerin yaşadığı Büyük Belarik ve Küçük Belarik (17 nefer) köyleri var.
Kızılviran mezraı Dulkadirlilerden Alaeddevle Bey’in atası Süleyman Bey Vakfı için ayrılmış. Eymür Hoca Mezraında Gebran Cemaati ziraat ediyor. Buradaki Türkmenler  niçin gebran adını almışlar bilemiyorum. Aksu Çatağı mezraında ve Hıraslar mezraında ise İshaklu Türkmenleri bulunuyor.
Gelelim Zamantı’nın Göreme köyüne... Köyün adı çok ilginç... Kapadokya bölgesinin Göremesi ile aynı adı taşıyor. Zamantı’daki Göreme’de ise sipahiler yaşıyor. Bunlar arasında İlyas oğlu Hızır ve kardeşi Ebulkasım ile Aliyaroğlu Zülfikar’ın isimleri kayıtlara girmiş.
Göreme köyü yakınlarında Türkmenlerin yayladıkları yaylalar yer alıyor. Aygördü ve Küçük Aygördü yaylasında Gördülü Türkmenleri, Kızıl Çukur Yaylasında Nacarlı ve İzdoğanlı Türkmenleri, Ağıd Yaylasında ise Kırgıl Türkmenleri bulunuyor.

(Köyler hakkındaki bilgiler Maraş Tahrir Defteri (1563) ve Kayseri Hasılat Defterindeki (1860-1872) bilgilere düzenlenmiştir.)

Tarihi Zamantı Nahiyesinin incelemesine devam ediyoruz)


ŞİMDİ DE ÇÖRÜMŞEK BÖLGESİNDEYİZ
Çörümşek yöresinde terkedilmiş ve sonradan yeniden canlandırılmaya çalışılan o kadar köy var ki... 1563 yılında Derikli Viranı diye bir köy var. Burada Çiçekli Türkmenleri yaşıyor ve 35 neferler. Çörümşek Viranı isimli bir köy var, muhtemel ki nahiye adını bu eski köyden alıyor. Burasının geliri Alaüddevle Bey’in Zaviyesine gidiyor.
Poşanı köyü yakınlarında Başınyayla mezraı bulunuyor. Onun yanındaki Öyüklü Viran mezraında ise Kuloğlu Türkmen oymağı ziraat yapmakta... Çörümşek havalisi Çiçekli Türkmenlerinin yurdudur. Hanlu köyünde 35 nefer Çiçekli  Türkmeni var. Bunlardan dördü sipahi olarak kaydedilmiş. Üçü Hamzaoğlu ailesinden (Hasan, Turak ve Hüseyin), biri de Hasanoğullarından Mehmet...
Bey Viranı köyünde ise 13 nefer var ve üçü sipahi... 15 de eşkinci adı verilen sipahilerden bulunuyor. Sipahiler Kasımoğlu sülalesinden imişler: Yahya, Yakup ve oğlu Süleyman... Beyviranlılar köylerinin yakınında Karakuyu mezraında ve Ağılcık mezraında da ziraat yapıyorlar. Bu bölgede bir de Hunu viranı mezraı var ki Köpekli Türkmenleri ekip biçiyor.
Şimdi de 32 neferlik Ağcaviran köyündeyiz. Bu köyde de Peyamioğulları ve Bediroğullarına mensup sipahiler yaşıyor. Peyamioğullarından Yevmülhayr, Budak, Pirbende, Yusuf, Hakverdi ve Hasan ile Bediroğlu Mehmet sipahi olarak kaydedilmişler.
28 neferlik Beserek Tepe köyü de tam bir sipahi yatağı... Bayatoğlu Murat ile oğlu Yağmur, Ahiyanoğlu Ali, Üveys oğlu Minnet ve biraderi Bektaş, Ali oğlu Abdulgani ve biraderi İlyas, Veledoğlu Erim ve oğlu Budak ile İsmail, Hızıroğlu Bali ve kardeşi Turalı ile Yakup oğlu Yusuf...
Karatay Sultan Köyü... Bugün Bünyan ilçesine bağlı olan Karadayı köyü, 16. yüzyıl Maraş tahrir defterinde (1563) Karatay Sultan köyü olarak geçer. O tarihte Bünyan ilçesi, Sarımsaklı adıyla Kayseri’ye bağlı bir köy iken Sarımsaklı’dan sonraki bölgeler Maraş vilayetine bağlıydı ve bu cihetteki Kayseri toprakları Maraş’a bağlı dört nahiye merkezi oluşturuyordu: Zamandu, Pınarbaşı, Hınzırı ve Çörmüşek. Karatay Sultan köyü, Çörmüşek nahiyesine bağlıydı.
Karatay Sultan Köyü,  Karatay Sultan Vakfı’na ait olup köyde oturanlar da Karatay Sultan Vakfiyesinin evlatları olarak kabul ediliyordu. Bunların isimleri şöyleydi:

10. Şeyh Piri veled-i Şeyh Nazır  (Şeyh Nazır oğlu Şeyh Piri)
11. Abdülselam veled-i o.            (Onun oğlu Abdülselam)
12. Şeyh Nazır birader-i o.          (Onun kardeşi Şeyh Nazır)
13. Şeyh İbrahim birader-i o.      (Onun kardeşi Şeyh İbrahim)
14. Şeyh İsmail birader-i diğer    (Diğer kardeşi Şeyh İsmail)
15. Ebülhayr veled-i Şeyh Nazır  (Şeyh Nazır oğlu Ebülhayr)
16. Yakub veled-i o                      (Onun oğlu Yakup)
17. Hacı Bereket veled-i Ali          (Ali oğlu Hacı Bereket)
18. Ahmet veled-i Veli                   (Veli oğlu Ahmet)
10. Selim birader-i o.                   (Onun kardeşi Selim)
11. Mahmud birader-i diğer      (Diğer kardeşi Mahmut)
12. Ebül Kasım birader-i diğer  (Diğer kardeşi Ebül Kasım)
13. Abdül Kasım birader-i diğer (Diğer kardeşi Abdül Kasım)
14. Şeyh Ümmet veled-i Şeyh Selim (Şeyh Selim oğlu Şeyh Ümmet)
15. Abdullah veled-i o.               (Onun oğlu Abdullah)
16. Süleyman veled-i Şeyh Dursun (Şeyh Dursun oğlu Süleyman)
17. Yusuf veled-i o.    (Onun oğlu Yusuf)
18. Davud veled-i Turak        (Turak oğlu Davut)
19. Mirza veled-i Şeyh İsa     (Şeyh İsa Oğlu Mirza)
20. İsa veled-i o.                   (Onun oğlu İsa)
21. Musa birader-i o.            (Onun kardeşi Musa)
22. Tanrıverdi birader-i diğer (Diğer kardeşi Tanrıverdi)
23. Hüseyin veled-i Mehmed  (Mehmet oğlu Hüseyin)
24. Ramazan veled-i Hüdaverdi (Hüdaverdi oğlu Ramazan)
25. Şaban birader-i diğer      (Diğer kardeşi Şaban)
26. Pir Galib birader-i diğer  (Diğer kardeşi Pir Galip)
27. Abdülgani veled-i Kılıç Fakih (Kılıç Fakih oğlu Abdülgani)
28. Abdurrahman birader-i o. (Onun kardeşi Abdurrahman)
29. Veli veled-i Canyar (Canyar oğlu Veli)
30. Abdi veled-i o. (Onun oğlu Abdi)
31. Mahmud veled-i Küçük (Küçük oğlu Mahmut)
32. Sofu veled-i o.            (Onun oğlu Sofu)
33. Abdülkerim birader-i o. (onun kardeşi Abdülkerim)
34. Mirza birader-i diğer (Diğer kardeşi Mirza)
35. Mehmed veled-i Küçük (Küçük oğlu Mehmet)
36. Şaban veled-i o. (Onun oğlu Şaban)
37. Seyyid Ahmed veled-i Küçük (Küçük oğlu Seyit Ahmet)
38. Kasım veled-i o. (Onun oğlu Kasım)
39. Ahi veled-i Şah Veli (Şah Veli oğlu Ahi)
40. Mehmed veled-i o.  (Onun oğlu Mehmet)
41. Ümmet veled-i Kaya (Kaya oğlu Ümmet)
42. Haydar veled-i o.     (Onun oğlu Haydar)
43. Tanrıverdi veled-i Kara ( Kara oğlu Tanrıverdi)
44. Hüseyin veled-i o.   (onun oğlu Hüseyin)
           Köy halkı, Dulkadirli Beyleri olan Ali Bey ve Alaüddevle Bey’den alınmış bir belge ile birçok divani vergilerden muaf tutuluyordu.
Karatay köyü yakınlarında bulunan Mancuklar köyü de 54 neferden oluşmaktaydı ve gelirleri Alaüddevle Bey Vakfına bağışlanmıştı. Bu köyün yakınlarında bulunan Selim Oğlu Şeyh İlyas’ın bir çiftliği vardı ve Şeyh İlyas’ın öşür vergisinden muaf tutuluyordu.
Mancıklar köyünde de 16 nefer Karatay Sultan Vakfı evladı olarak ismen biliniyordu.
17. Canbolad veled-i Musa  (Musa oğlu Canpolat)
18. Musa veled-i o.             (Onun oğlu Musa)
19. Veled-i veled-i Musa     (Musa oğlu Velet)
20. Mustafa birader-i o.      (Onun biraderi Mustafa)
21. Yakub birader-i diğer    (Diğer kardeşi Yakup)
22. Halil veled-i Şeyh Tura Beg (Şeyh Tura Bey oğlu Halil)
23. İbrahim veled-i Turak  (Turak oğlu İbrahim)
24. İshak birader-i o.         (onun kardeşi İshak)
25. Hüseyin birader-i diğer (diğer kardeşi Hüseyin)
26. Şeyh Kasım veled-i Şeyh İlyas (Şeyh İlyas oğlu Şeyh Kasım)
27. Mevlana Emir birader-i o., Müderris ( Onun kardeşi Mevlana Emir aynı zamanda müderris imiş.)
28. Mustafa veled-i o. (Onun oğlu Mustafa)
29. Veli veled-i Yakub (Yakup oğlu Veli)
30. Abdi veled-i o. (Onun oğlu Yakup)
31. Abdi veled-i o. (Onun oğlu Abdi)
32. Abdurrahman biraderi o. (onun kardeşi Abdurrahman)

         Civar köyleri şöyle bir dolaşacak olursak 2 nefer ve 7 eşkincinin yaşadığı Pir Köyü, 13 neferin bulunduğu Puşani (Poşanı) Köyü, 39 neferin yaşadığı Közüre (Kösüre) köyü, 31 nefer ve 3 eşkincinin yaşadığı Böcgün köyü (Mendegi mezraı da bu köye bağlıydı) , 13 neferin yaşadığı Samağar Viranı köyü (Bu köyde Selimoğlu Kasım’ın Çiftliği de vardı), Taçın köyü yakınlarında bulunan ve Hamzalı oymağının ziraat ettiği 13 neferden oluşan İnlice Köyü (bu köyden Hamzaoğlu Göğüş ile biraderleri Ali ve Kalender sipahi idiler), 10 neferden oluşan Çaylaklu köyü (Bu köyden de Mahmutoğlu Mehmet ve Hüseyinoğlu Emir sipahi idi)
Ve Taçın köyü... Taçın köyü adını Taçınlı adı verilen Türkmen obasından alıyordu. Köy gelirleri, Alaüddevle Bey Zaviyesi Vakfı’na aitti. Köyde Bayatoğulları ve Hacı Ümmetoğulları 5 sipahi çıkarıyordu. Bayatoğullarından Murat, Ferhat ve Bayezid ile Hacı Ümmetoğullarından Taceddin ve Şükrullah sipahi idiler.
24 neferden oluşan Tekneli köyü (Kayapınar ve Taşlık mezraları bu köye bağlıydı) Dulkadirli Süleyman Bey Zaiyesi Vakfına kaydedilmişti.
Gülüce Viranı köyü de Alaeddevle Bey Zaviyesine Vakfına kayıtlı olup bu köyde de Velioğlu ve Koca Sami Ailelerinden sipahiler bulunuyordu. Velioğlu Mehmet, Koca Samilerden Çırak, Turabi ve Gazi...
Şıvgın (Sıvgın) köyü 122 neferlik büyük bir gayrimüslim köyü idi. Bu köyden de Velioğlu Pir Süleyman ve kardeşi Pir Budak sipahi olarak bulunuyordu.
Mamaşa (Memaşa) köyü... Düşri mezraı ile birlikte 23 nefere ulaşan köy, Alaeddevle Bey Zaviyesine kayıtlı. Bu köyde Seyyid Selahaddin evlatları oturmakta imiş. Köyde oturanların isimleri hep seyyid adıyla başlıyor:
1. Seyyid Hasan oğlu Seyyid Mehmet
2. oğlu Seyyid Methi
3. biraderi Seyyid Dursun
4. Seyyid Hasan oğlu Seyyid Selim
5. Seyyid Hoca oğlu Seyyid Hızır
6. onun oğlu Seyyid Hasan
7. biraderi seyyid Ebul Hadi
8. seyyid Hoca oğlu Seyyid İmad
9. seyyid Hacı oğlu Seyyid Ali
10. biraderi Seyyid Salih
11. Seyyid Hacı oğlu Seyyid Veli oğlu Seyyid Emin
12. Seyyid İlyas oğlu Seydi
13. onun biraderi Seydül Rahman
14. Seyyid İmam oğlu Seyyid Halil

Belviran köyü 18 neferden oluşuyor. Hüdaverdioğlu ailesinden üç kişi sipahi olarak kaydedilmiş. Şah Veli, Şah Ali ve Süleyman.
Karacavenk köyü Duladirli soyundan Melik Arslan Bey Zaviyesine kaydedilmiş. Köyde bulunan bu zaviyenin zaviyedarı da Şeyh Ümmet oğlu Saru Şeyh imiş. Saru şeyh de oğlu Seydi de çift vergisinden muaf tutulmuşlar.Köy de hem Müslümanlar, hem de gayri Müslimler birlikte yaşıyorlar. 22 Müslüman nefer ve 27 de gayrimüslim kaydedilmiş. (1563)
Bu civarda gayrimüslim köylerine de rastlanıyor. O tarihte Erkek 162 neferlik büyük bir gayrimüslim köyü olarak gözüküyor. Bugün nerede olduğunu bilemediğimiz 17 neferlik Herne köyü ile 27 neferlik Hargene köyü de gayrimüslimlerle meskun. 63 neferlik Zeresın köyü de gayrimüslim köyü olup Ağını ve Edigi adlarını taşıyan mezraları var.
Zamantı’nın Çiçekli ve Akdağlı Türkmenleri ile beraber en kalabalık Türkmen oymaklarından birisi de Süleymanlı oymağıdır. Bu oymak Güney mezraında (Karatay Sultan Vakfına kayıtlı) ve Zerezek köyünde ise 37 nefer olarak bulunuyor. Zerezek köyünde 6 nefer eşkinci bulunduğu gibi Süphanverdi ailesinden Yusuf ve biraderi Yakup sipahi olarak kaydedilmiş. Köyde iki çiftlik var. Bunlardan birisi Hamzaoğlu Elhan Çiftliği olarak biliniyor. Süleymanlı oymağının en geniş bulunduğu köy ise 76 neferden oluşan Kozcağız (Koçcağız) köyüdür. Dölücek mezraı da bu köye bağlıdır.
Yöredeki Türkmen köylerinden biri de Girgin köyüdür. 61 neferlik bu köyün diğer adı Köpekli’dir ve Köpekli Türkmenlerinin adını taşımaktadır. Köyden Seyit Fakih oğlu Yusuf ve oğlu Hüseyin ile Haliloğlu Yusuf’un biraderi Mustafa sipahi imişler.
16 neferlik Rubaba (Zubaba) köyü de Üç Pınar bölgesinde imiş. Bu köyden de Mutahharoğlu kabilesinden Ümmet ve Hamza sipahi olarak kaydedilmişler.
Alişarlı Türkmenlerinin köyü olan Ortaviran’da ise 4 nefer kaydedilmiş. Bu köyden Ali oğlu Hacı Hamza ve akrabaları ise Koramaz’a bağlı Sultan İni ve Arat Dağı yaylalarındaki Güllüce ve Rubaba (Zebaba) Yaylasında yaylamakta imişler.
Gezerek köyü 27 neferden meydana gelmiş ve Hüseyinoğlu ailesinden Hasan Ali ve Şah Veli sipahi olarak kaydedilmişler. Travşın köyünün diğer adı ise Söksün imiş. Bu köyde 75 neferden oluşan büyükçe bir köydür.
Gelelim Kızılviran (Kızılören) köyüne... Burada oturan Türkmenlere Kızılviranlı Türkmeni deniyor ve 75 neferden oluşuyorlar. Köyde Yusufoğlu, Çeçeoğlu ve Melikgazi oğlu aileleri sipahi yolluyorlar. Yusufoğlu ailesinden Maruf, Murat ve  Hasan; Çeçeoğlu evladından Hüdaverdi Çeçe Oğlu Turak, biraderleri İsmail ve Behram ...Köy halkının ziraat ettiği Görgüce ve Satı Kalesi mezraları da köyün yakınında imiş.
Çiraz köyü ( ya da Şiraz)... 67 nefer var köyde... Emrullahoğlu Ramazan adına kayıtlı bir çiftlik var. Köyden Hızıroğlu Dönmez, biraderleri Demir ve Bektaş ile Musa Çelebi oğlu Abdüllatif, Küçükoğlu İskender, biraderleri İsfendiyar ve Seydi ile Emrullahoğlu Ramazan sipahi imişler.
Bölgeyi şöyle bir gezersek... Zeresın köyü yakınlarında Hızır Tekin mezraı var. Ağca mescit köyü 26 nefer ve köyde Sülemiş Çiftliği adında bir çiftlik var.
Göllüce / ya da Güllüce köyündeyiz şimdi. 60 nefer sayılmış. Köyde Ahmet Fakih’in tasarrufunda tuttuğu bir Eflas (Uflaz ya da Oflaz) Çiftliği var. Bu çiftlikte bulunan 4 fert, avarız vergisinden muaf tutulmuşlar. Bu dört kişi Ahmet Fakih Eflaz ve oğlu Mahmut; Eflazoğlu Karaca Şah Murat ve oğlu Uğurlu...
Dulkadiroğullarından Alaedevle Bey Zaviyesine kayıtlı tahtalasun köyünde ise 9 nefer yaşıyor. Köyde bir de Saru Hoca Çiftliği var.
Şeredur Köyü de Karatay Sultan Vakfına kaydedilmiş. Köyde 72 nefer gayrimüslim yaşıyor. Hasa (Hassa) köyü ise 55 neferlik bir başka gayrimüslim köyü... Köyün bugünkü Türkmen sakinleri o gün (1563) daha köyde değiller. Köyün bugünkü sakinlerinin yöreye gelmesi yaklaşık 200-250 sonra gerçekleşecek.
Ağca İn köyünde 29 nefer yaşarken, Menkit köyünde 44 nefer ve 6 eşkinci yaşıyor. Bu köyde Terslik adı verilen Türkmen obası ziraat yapıyor. Bu Türkmenlerden Aydoğmuş ailesine mensup Emir, Çelebi, Alparslan ve Süphanverdi ise sipahi olarak kaydedilmişler.
Bu civarda Kesrik ve Kul Yusuf Mezraları bulunuyor. Çevlik köyü ise (Kaya Fakih / ya da Kara fakih) adıyla da biliniyor. Çevlik köyünde Paşa beyli Türkmenlerinden 4 nefer oturuyor. Bunlar Hayatioğlu ailesi olarak biliniyorlar ve dördü de sipahidir. Hayati oğlu Sadiyar ve oğlu Mahmut, Hayatioğlu Mehmet ve oğlu Ahmet...
Zek köyü ise 134 neferlik bir gayrimüslim köyü... Bu köyün bugünkü Türkmen ahalisi ise 200-250 yıl sonra bölgeye gelecekler. Zek köyünün yanında 6 neferlik Göçki köyü ve Zerehın (Zelfin) mezraı da gayrimüslimlerle meskun. İşin ilginç yanlarından biri de Göçki adını taşıyan köyün Türkmen obasının adını taşımasıdır. Göçkiler, aslında Türkmen oymağı idiler. Belki de bu köyü boşaltıları halde köyün eski adı muhafaza edildiğinden bu durum meydana gelmiş olabilir. Zerehın ise bugünkü Zelfin köyü... Bu köye de Avşarlar Türkmenlerinin iskanı 1563’ten 200-250 yıl sonra gerçekleşmiş.
Bücüş köyü 14 neferden meydana geliyor. Köyde Dulkadirli Umerasından Sipahizade İsmail, oğlu Selman, diğer oğlu Ahmet, biraderleri, Sarı, Ümmet, Hüseyin ve Uğurlu hep sipahi olarak kaydedilmişler.
Bölgeye şöyle bir göz atacak olursak... Gözbaba mezraı nefer (yanında Burunsuz mezraı da var), Çördek Köyünde 4 nefer Terslik Türkmeni oturuyor. Çiraz köyü yakınında Bazargan mezraı var. Hazraşah köyü ise Ebü’l-nida adıyla da biliniyor ve 103 nefer gayrimüslim yaşıyordu. Bugünkü Türkmen sakinleri daha köye yerleşmemişlerdi. Bacalıca Köyünde ise Süleymanlı Türkmenlerinden 16 nefer yaşıyordu.
Hazarşah köyü yakınlarında Gezgeme, Sakmolu, Abdullah Viranı, Ballıkuyu, Karacı Yurdu, Karamır (diğer adı Sekenlü), İsratil Viranı ve Küp Çukuru gibi mezralar var. Küp Çukuru’nda Taçın Türkmen oymağı ziraat ediyormuş. Bu mezrada Piri Fakih isimli bir çiftlik de var.
Zamantı’nın en ilginç köylerinden biri de El Kendin köyüdür. 107 neferden oluşan köyün 85’i gayrimüsim olarak kaydedilmiş. “El kent-i-n” adı Türkçe bir ad olduğu gibi bizim Elazığ yöremizde ve Azerbaycan’da El Kendi, Han Kendi gibi isimlerle aynıdır. Bu köyde Dede İlbaşı’nın Çiftliği vardı.
Bu köyün yakınlarında Koru Alakilise, Şeyh Viranı, cedid ,Şehir Viranı , Bostanlık ve Güristan adında mezralar gözüküyor.
32 neferden meydana gelen Kapuluca köyündeyiz. Burada Kınık oğulları ziraat ediyorlar. Köyde Seydi Ahmet Kabilesine ait Piri Çiftliği var. Seydi Ahmet Kabilesinden Piri ve Gülabi ile kardeşleri Mansur, çocukları İbrahim, Halil, Maksut, Uğurlu hep sipahi oldukları gibi Seydi Ahmet kabilesinden Mehmet ve biraderi Mahmut ile Ramazan oğlu Mestan da sipahi imişler.
Bu köyün yakınlarında Yenice ve Yahya Pınarı mezraları var ve burada da “sayyadlar” ziraat ediyorlar. Güvercinli mezrası ise Kaçgar Köyündeki Alaeddevle Bey Vakfına kaydedilmiş. Tura Bey Şeyhlü oymağı mezrada ziraat ediyormuş.
Çamrama yakınında Belviran mezraı, Söğüt Deresi mezraı, Hasa köyüne bağlı Susuz mezraı da vardı.
Zamantı yöresi önemli orman alanlarına sahipti. Sağna Kaya, Kızılca Abad, Düklük Kaya, Alın Pınarı, Yassı Pınar, Sungur Yurdu, Satılmış Koyağı, Çağılgan, Çerçi Yurdu, Halife Pınarı, Boğaz Kaya gibi mevkilerde önemli koruluklar bulunuyordu.
Ermin mezraı ise daha köy olmamıştı. Bu bölgede Koramaz Dağı yakınlarındaki Sarı Çiçek Yaylasında Danişmentlü Türkmenleri; Çoban Öldüren Yaylasında ise Çiçekli Türkmenleri bulunuyordu.

Zamantı köylerini ve Zamantı ırmağının Kayseri'deki durumunu gösteren haritalar. Bu bölge Zamantı Irmağı ile suyunu Seyhan Nehrine (Akdeniz'e) gönderirken, Sarımsaklı Suyunu ise Kızılırmak'a vermekte ve Kızılırmak da Karadeniz'e dökülmektedir. 16. yüzyıldaki durumunu izah etmeye çalıştığımız Zamantı bölgesi 17. yüzyılda adeta boşalmıştı. 17. ve 18. yüzyılda Bozulus Türkmenleri ve Avşar Türkmenleri bölgeye geldiklerinde harap köylerle karşılaştılar. Bugün isimleri bizlere yadigar kalan ama ahalisi nereye gittiği tam olarak bilinmeyen köylerle karşıyayız. Bütün bunların sebepleri ne idi?
Zamantı bölgesinde bizim bildiğimiz birinci göç Dulkadirli Beyliğinin Osmanlı topraklarına katılması sırasında yaşandı. Yavuz Sultan Selim’in Türkmenlere karşı uyguladığı yanlış siyaset, Zamantı’nın sakinlerini 16. yüzyılda İran ve Azerbaycan topraklarına göçe mecbur etti. Tarihte zikredilen “Kalender Vakası” gibi hadiselerde Alevi-Bektaşi kökenli Türkmenlerin Dulkadirli topraklarında yaşarken karşılaştıkları güç durum onları ya Osmanlılarla savaşmaya ya da başka yerlere göçe mecbur kılıyordu.
Zamantı bölgesinde yaşayan 16. yüzyılın halk şairlerinden  Koyun Abdal’ın 1565-1575 yılları arasında yazılmış bir mecmuada rastlanan şiiri bu hadiseyi anlatıyor:
Seni şaha gider derler
Gel gitme güzel Kalender
Anan, atan yüzün suyun
Terk etme güzel Kalender

Hacı Bektaş değil m’atan?
Hümkar Veli değil m’öten
Kerbela’da mekan tutan
Gel gitme güzel Kalender

Sen Hacı Bektaş oğlusun
Şu aleme dopdolusun
Sen de bir erin kulusun
Gel gitme güzel Kalender
Yedilmez oldu yedekler
Kurulmaz oldu otaklar
Harap oldu kaldı çıraklar
Gel gitme güzel Kalender

Bölük bölük oldu beğler
Çekildi sayvanlar tuğlar
Koyun Abdal durmuş ağlar
Gel gitme güzel Kalender

Bu şiir aslında Anadolu’nun birçok bölgesinin ve Zamantı’nın yaşadığı hikayeyi çok net ortaya koyuyor. Zamantı köylerinde (aslında Pınarbaşı, Hınzırı ve Hurman nahiyeleri öyleydi) çok miktarda sipahi vardı. Bunlar Dulkadirli Beyliğine bağlı sipahilerdi. Bölge Osmanlı yönetimine geçince bu sipahilerden büyük bölümü işsiz durumuna düşürüldü ve bölgenin ekonomisi çöküntüye gitti. İstanbul’dan bu durumu sağlıklı değerlendiremeyen yöneticiler, Anadolu’daki bu hareketi İran yanlısı Alevi- Bektaşi hareketi olarak yorumluyorlardı. Halbuki durum tamamen iktisadi idi. Osmanlılar Kalender’le yaptıkları mücadelenin bedelini çok ağır ödediler. İşin ilginç yanı Kalender vakasını cephede sonuçlandıramadılar ama nihayet akıllarına Dulkadirli sipahilerinin işsiz kaldığı gerçeği gelince kazandılar. Her tarafa haber salıp Dulkadirli sipahilerinin Osmanlı ordusuna katılacaklarını beyan edince isyana yeltenmiş olan ve Kalender’in yanında yer alan sipahiler ve eşkinciler, Osmanlı ordusunda görev almak için döndüler. Kalender de yanındaki birçok Türkmen obasıyla çekile çekile İran topraklarına ulaşmıştı.
Bugün hala onların hatıralarını taşıyan köyler Zamantı’da duruyor. Bugünkü Türkmenlerle o köylerin hemen hemen hiçbir ilgisi yok. Sadece bölgede hatıraları kalmış. Mesela geçen gün Elbaşı beldesinde dolaşırken Elbaşı’dan Karadayı köyüne uzanan yola eskiden “Tahtalı yol” dendiğini anlattılar.. Sebebini sorduğumda bu bölgede bir zamanlar ağaç işlerinde maharetli Tahtacı Türkmenlerinin yaşamış olduğundan bahsettiler.
Onların hatıralarından biri de Bünyan yöresinde karşılaştığımız Omuz Halayıdır. Omuz Halayının sözlerinde geçen şu ifadelere bakınız:

Şah-ı merdan bu yıl burada kışlasın
Dikenin yerine ak gül aşlasın
Küçücük kuzuyu Hak bağışlasın
Şah-ı merdanımız, şah-ı merdanımız
Bu yıl burada kışlar yiğit efendimiz

Bünyan yöresinde bugün dahi bilinen bu halay onların yadigarı olsa gerektir.
Zamantı’nın boşalmasında başka sebepler de vardı. Mesela, 16. yüzyıl sonlarında başlayıp 17. ve 18. yüzyılda devam eden duraklama ve gerileme dönemi Anadolu halkına büyük bedeller ödetiyordu. Çok uzun süren harpler sebebiyle sipahiler ve eşkinciler artık cepheden dönemez hale gelmişler ve bölge nüfus kaybına uğramaya başlamıştı. Devlet, halk üzerine büyük vergiler koymuştu. Tahammül edilmez boyuta ulaşan bu vergilerden dolayı iktisadiyat bozuluyor ve iç karışıklıklar çıkıyordu. Osmanlı devletinde sosyal düzen hızla bozuluyor, devlet otoritesi telafi edilemez bir şekilde zayıflıyordu. Rumeli topraklarına Anadolu’dan Türk nüfus gönderilirken öbür taraftan onlardan boşalan topraklara Anadolu’ya gelen diğer Türkmenler yerleştirilmeye çalışıyordu. Bu ikisinin aynı şey olmadığı kısa zamanda anlaşılacaktır. Çünkü, yeni gelen Türkmen oymakları göçebe bir hayat sürdüklerinden boşalmış olan köylere yerleşmekte zorlanıyorlar ve iskan edildikleri yerlerde durmuyorlardı. Gittikleri yörelerde de yerleşik Türkmenlere zarar verdiklerinden ister istemez çatışma çıkıyor ve bu durum üretim kaybına yol açıyordu. Halbuki devletin acilen konargöçerleri iskan edip boşalan arazileri ekilir hale getirmeye ihtiyacı vardı. Yeni gelen Türkmenler bu duruma sıcak bakmadılar ve yine çok acı olaylar birbirini takip ederek geldi.
Zamantı bölgesinin yeni sakinleri Bozulus Türkmenleri ve Avşar Türkmenleri oldu. Zamantı ve Pınarbaşı bölgesindeki 110 harap köye yerleştirilmeye çalışılan Recepli Avşarlarının ahvalinin nice olduğunu tam bilemiyoruz. Bugün Zamantı havzası ile diğer köylerde karşımıza çıkan ve Avşar topluluğu ile ilgili adları alan küçük grupların Recepli Avşarlarının parçaları olduğunu sanıyoruz.
ZAMANTI’NIN BUGÜNKÜ SAKİNLERİ
Bölgeye yaptığım gezilerde Zamantı’nın bugünkü sakinleri ile eski sakinleri arasında hemen hemen hiçbir ilginin bulunmayışına şahit oldum. Mesela Elbaşı bucağında Türkmen soyundan Sarılar, Kadıoğlu ve Köseoğlu kabilelerini gördüm. Bunlar Dulkadirli soyundan geliyorlar. Bunlar yörenin eski ahalisi değil, sonradan Bozulus hareketiyle bu bölgeye yerleşen Türkmenlerdendir. Elbaşı’da hamıslı adı verilen aile ise Suriye Türkmenlerinden olduklarını söylüyorlar. Bugünkü köylere baktığımızda 1872 yılı itibariyle durum şöyle idi:
Gergeme: Bezircili, Avşar (Karamanlı)
Zek: Karabekirli, Kadıoğlu (Dulkadir), Mucukoğlu (Avşar)
Şiraz: Şarlıoğlu (Dulkadir)
Kölete: Vezirli, Dulkadirli
Süksün: Dulkadirli
Hazarşah: Dulkadirli
Harsa: Beyazıtoğlu (Dulkadirli)
Köpekli: Avşar Türkmöenlerinden
Persek: Karabekirli, Şarlıoğlu, Kadıoğlu, Kozanoğlu, Beyazıtoğlu (Dulkadirdi)
Nurviran: Beyazıtoğlu, Karamanoğlu, Barakoğlu
Ganişeyh: Avşaroğlu, Türkmen
Elbaşı: Hamıslı(Suriye Türkmenlerinden), Köseli, Kadılı, Sarılar (Dulkadir)
Sarıoğlan: Avşaroğlu, Kadılı
Çiftlik: Bayatoğlu (Duladirli)
Akkışla: Hamaoğlu, Avşaroğlu
Kululu: Beyazıtoğlu, Hun Yörük Oğlu, Acırlı
Çolak: Avşaroğlu, Ceritoğlu
Burunviran: Avşaroğlu
Üzerlik: Ceritoğlu
Abdullahoğlu : Avşaroğlu
Kuş Kayası: Avşaroğlu, Köseli
Hamalı Köyü: Beyazıtoğlu
Mahal Özü (Neferekli): Beyazıtoğlu
Deliler köyü: Afşaroğlu Köseoğlu
Mardasın: Avşaroğlu, Köseoğlu, Ulaşoğlu
Sofu Mehmet: Teciroğlu
Kara Erkek: Karamanoğlu
Abbasoğlu köyü: Avşaroğlu, Çağırtkanlı
Düzencik: Karakoca, Bozdoğan
Çiçekoğlu: Akça Koyunlu, Kozanoğlu
Muratbeyli: Avşaroğlu, Köseoğlu
Melikgazioğlu: Ortaköy, Boharak köyü
Zerezek: Bezircioğlu, Bayazıtoğlu, Kuşçulu, Nalkıran
GÖÇ HİÇ BİTMEDİ, BİTMEYECEK DE...
Büyük Tuzhisar’a Tekeler, Alaaddinliler (Aladınlılar), Han Oğulları, Bulduklar gibi Türkmen soyundan insanlar göç etmişlerdi. Tekeliler, daha sonra Üzerlik köyüne göçerek oraya yerleşmişler.
Karakaya köyüne yerleşenler Seyit Halil Devletlü türbesinin civarına yerleşmişler, bir kısmı da Fakılar (Fakihler) denilen yere yerleşip sonradan köye intikal etmişler. Köyü ilk sakinlerinin Mollalar ve Dolakoğlu aileleri olduğu sanılıyor. Seyit Halil Devletlü Vakfiyesinde adları geçen Muhammed oğlu Kadı Celal, Karakayalı Seyyid Abbasoğlu Seyyid Ebu Bekir, Karakayalı Seyyid Süleymanoğlu Seyyid Ahmed, Şaşıoğlu Ömer, Muhammed oğlu Mahmud,  Nurullah oğlu  Mansur, Celaloğlu Hacı Halil, Şeyh Ali Oğlu Ahi Hüseyin, Macı Melek oğlu Hacı Mantud, Hamzaoğlu Alem Bey, Hüseyin Oğlu Kıyas Bey, Şeyh Alioğlu Ahi Hüseyin. 16. yüzyıl tahrir defterlerinde mülk sahibi olarak adı geçen Abdurrahman bin Hoca Mehmed’in soyundan gelen insanlar bugün Karakaya köyünde yaşaıyorlar diye düşünmekteyiz.
Bugün Akmescit beldesinde İmamoğlu, Kocalar, Köseler ve Kara Ömerler gibi dört ana kabile olduğu gözleniyor. Acaba Maraş tahrir defterinde Süleymanlı oymağının yaşadığı söylenen bu beldede bu aileler Süleymanlı obasına ait aileler midir, yoksa köylülerin ifade ettiği gibi köy halkı önce Maraş’tan Pusatlı’ya sonra da köye gelen 17. yüzyıl Bozulus Türkmenlerinden midir? Köy halkının inancına göre IV. Murat döneminde bu köyde Hacı Ağalar kabilesi yaşamakta imiş. Buna bağlı olarak bir efsane anlatıyorlar. Süleymanlı Türkmenleri hakkında bilgisi olan kimseye rastlamadık.
Süksün beldesi, tahrir defterlerinde Yörük-Türkmen obası olarak gösteriliyor. Bir başka Süksün de İncesu ilçesinde var. Bunlar da Yörük- Türkmen obası... İki köy arasındaki ilgi nedir, belgelerimiz elimizde yok. Zamantı’daki Süksün köyü halkı köyde köyün kuruluşunun Tomarza’dan gelen Deli Kadir Ağa ile Murtaza Oğlu Ömer Ağa, Alikişi Oğlu Ali Ağa ve Maraş’tan gelen Dulkadirlilerin Şıhlar kolundan Dervişli kabilesinden meydana geldiğini söylüyorlar.Köyün yakınlarında Mucuş ve Cumbuş isimli harabeler var ve köy halkı buranın eski yerleşim yerleri olduğunu söylüyor. Hatta Süksün obasının Branşut adı verilen yere yerleştiği ve yerleştikten sonra da adını Süksün olarak değiştirdiğini söyleyenler de bulunuyor.
Koyun Abdal Köyü adını 16. yüzyıl şairlerinden Koyun Abdal’dan almış. Köy halkı ile Koyun Abdal arasında ilgi kurmak hemen hemen imkansız. Kayıtlarda 1510 yılında Maraş’tan gelerek köye yerleştiği söylenen İbrahim Hacılı Türkmenlerinin izini sürmek de mümkün gözükmüyor. Köyde şu an Karacalar, Köseler ve Savranlar kabileleri oturuyor.
Ağcalı köyünün de ne Ağaçeri Türkmenleri ile ne de Bozulus’a bağlı Ağcalu Türkmenleri ile ilgisini kurmak imkansız gibi gözüküyor. Köyün adı bir hatıra olarak duruyor. Köy boş bir vaziyette iken Bünyan’dan Alibaşoğlu kabilesinden Tecir Ali ve Mehmet Efendiler kabileleri gelerek 1854 yılında köyü yeniden canlandırmışlar. Sonra da Kocaosmanoğlu ve Ömer Çavuşoğlu aileleri de gelince köy yeniden canlanmış.
Akçatı (Karacavenk) köyünde gayrimüslimler köyü terk edince civardan toplanan aileler köyü yeniden canlandırmışlar. Mesela Elbaşı oğullarından meşhur Kara Bey 1872 yılında Elbaşı köyünde değil de bu köyde ikamet ediyormuş. Bünyan’dan göçen 12 hane de köye yerleşmiş.
Asmakaya (Dizgeme) köyü de viran köylerden birisidir. Sonradan Pınarbaşı ilçesinde kadılık yapan Bünyanlı Civelek ailesinden Kadı Ali Efendi, Bey Pınarı adı verilen bu mevkiyi beğenip buraya çiftlik kurmuş. Bünyan’dan Hacı Emir ve Kök Ömer kabilesi de buraya yerleşmiş ise de aileler daha sonra tekrar Bünyan’a göçtüklerinden köyde 2-3 hane nüfus kalmıştır.
Dağardı (Ermin) köyü 1563 yılında köy değil de mezra olarak geçiyordu ve burada Danişmentlü Türkmenleri ziraatle uğraşıyorlardı. Köyün bugünkü ahalisi Melikgazi köyünden Molla Ömeroğlu ile Salguma köyünden Numanoğlu ailelerinin köye yerleşmeleri ile sonradan çoğalarak bugünkü durumuna gelmiştir.
Ekinciler (Zek) köyü de boşaltılan köylerden biridir. Köyün eski sakinleri gayrimüslim idi. Sonradan gelen kabilelere baktığımızda Maraş’tan gelen Karabekirliler ve Şıhlar (Şeyhler) kabilesi gibi ailelerin Dulkadirli soyundan  geldikleri gözüküyor. Çapanoğlu kabilesinin Yozgat’tan buraya nasıl geldiklerine ait bir kayıt elimizde yoktur.
Emirviran (Emirören) köyü de Dulkadirli soyundan insanlarla meskundur. Göksulu oğlu, Türkmen Sülüklü ve İbrahim Hacılı oymakları soyca Dulkadirli’dir ve Maraş’tan bu bölgeye gelmişlerdir.
Girveli köyü de Bozulus iskanı sırasında 18. yüzyılda canlanan köylerden biridir. Buraya Kırşehir’in Çiçekdağı’nda bulunan Dulkadir köyünden Davutlu kabilesi gelip yerleşince köy yeniden canlanmış. Bu kabile Oğuzların Karkın soyundan gelmekte olup Maraş’tan göçen Dulkadirli Türkmenlerindendir.
Hazarşah köyü de boşalıp yeniden dolan köylerden biridir. Köye ilk yerleşen kabile Dulkadirli soyundan Çelebilerdir ve bunlar köye geldikleri vakit köyde hâlâ gayrimüslim nüfus vardı. Sonradan Tomarza’dan Mehmet Kâ’lar ve Bünyan’dan Karaoğlanlar gibi kabileler köyün Türk nüfusunu artırmışlar ve gayrimüslim halk zamanla köyü terk etmiştir.
Eski bir Türkmen köyü olan İğdecik de boşalıp yeniden dolan köylerden biridir. Köye Dulkadirli soyundan Mehmet Kâ Türkmenlerle birlikte yerleştiği gibi, Kıfcınlıoğlu, Hacı Ömeroğlu aileleri, Karaman’dan Karamanlı Türkmenleri, Gaziantep’ten de  Söylemezli ve Kara İbişli Türkmenleri köye yerleşmişlerdir.
Karadayı köyünde bugün oturanlarla Karatay Sultan Vakfında adları geçen aileler aynı mıdır, bunu bulmak imkansızlaşmış. Çünkü, aynı sülale lakapları ortada yok. Bugün Karadayı köyünde oturanlar Sunguroğlu, Kethüdaoğlu, Topal Hasanoğlu ve Oflazoğlu kabilelerinin köyün kurucu aileleri olduğunu söylüyorlar. Bu isimlerden hiçbiri 1563’teki Maraş tahrir defterinde yer alan isimlerle aynı değil. Karatay köyünden göçler olduğuna dair kayıtlara rastlandığına göre, köyün ahalisinin değişmiş olabileceği fikri daha da ağırlık kazanıyor.
Dulkadirli soyundan olan Köse Hacılı Türkmenlerini 1563’te Akkışla yöresindeki yaylalarda görüyorduk. Bünyan’da bu isimle bir köy ortaya çıkınca Köse Hacılı Türkmenleri ile ilgisini bulmaya çalıştık. Gördük ki, bu köyün adı ile içinde oturanlar arasında bir ilgi kurulamıyor. Çünkü, köyde bugün Bünyan’dan göçen Kara Hasanlar, Coruhlar ve Benderli kabilesi ile Adana’dan gelen Fakılar  ve Tomarza Zelfin’den göçen Vezirli (Avşar Türkmeni) kabileleri oturmaktalar.
Samağar köyü de viran hale gelip sonradan 17. ve 18. yüzyılda canlanan köylerden biridir. Köyün eski halkının rivayete göre Sivas tarafına çekildiği söyleniyor. Bugün köydeki yaşlılar, Sivas’ta eski Samağarlılarla karşılaştıklarını rivayet ediyorlar. Köyde bulunan bugünkü kabilelerden Emir Ağalar ve Mahmut Uşağı kabileleri Dulakdirli soyundan olup Ceylanlar ( köyde Cevlanlar deniyor) Konya’dan gelmişler ve Konya börkü giydikleri için Konya Börk diye de isimlendirmişler. Köyün eski halkından bugün kimse yoktur.
Sıvgın (eski adı Şıvgın) 1563’te bir gayrimüslim köyü iken boşalan ve viran hale gelen köy Erzurum ve Muş muhacirleri ile yeniden canlanmış, sonra Bulgaristan’dan gelen Türklerin, Eyim köyünden gelen Kara oğulları ailesi ile bir de Çerkez ailenin yerleşmesi sonucu yeniden canlanmıştır.
Bugünkü Sultanhanı köyü ahalisi de yenidir. Daha yakın bir tarih olan 19. asrın ortalarında Haymana’dan göçen ve Karaca Kürt adı verilen Türkmenler köye yerleşmişler. Sonra da Palas’tan, Koyunabdal’dan, Tuzhisar’dan ve Şarkışla’dan  ailelerin göçmesiyle nüfus artmıştır.
Taçın köyü adını Tacınlı / Taçınlı denen Türkmen obasından alıyordu. (1563) Köyde Afşin’den Kepenkoğulları ile Kekeçoğulları yerleşmiş, bunlara Bünyan’dan Kabakoğlu kabilesi ile Terziler kabilesi karışmış, 1893’te de Kars muhacirleri köye yerleşmişler.
Eski adının Köllügen olduğu söylenen Burhaniye köyünün eski ahalisi ve eski durumu hakkında bir bilgiye sahip değiliz. Bugün Yeniköy adını almış ve Karakaya köyünden yedi hane gelerek bu köyü yakın tarihte (1920’ler) kurmuşlardır.
Kölete köyünün adı Yünören olmuş. Köyde bugün Dulkadirli soyundan Aşıkoğulları ve Çadırcıoğulları oturuyorlar. Sonradan Arafoğulları, Kırımoğulları ve Köroğlu ailesi ile Tomarza’dan Vezirliler (Avşar Türkmeni) köye katılmışlardır.
Zamantı Yörükleri (1530 yılı)
1530 yılına ait, 998 numaralı Muhasebe-i Vilayet-i Diyar-i Bakr ve Arap 


Soma Toplumsal Dönüşüm Projesine destek olun!

1 yorum:

Merhaba, Ben 20 yaşındayım nereden geldiğimi tarihimi bilmek istiyorum.. Dedem hayatını kaybetti ama elime geçen bilgilere göre.. Dedemin dedesi gelmiş bizim köyümüze.. Adı Hasan mış ( Hasan Ağa ) diye anılırmış.. 3 kardeşmiş Maraştan çıkıyorlar. Birisi Kayseri aksaray civarında kalıyor Hasan Ağa Konyanın Ereğli ilçesine geliyor.. Benim dedem.. Diğeride kütahya taraflarına göç ediyor.. Acaba nasıl ulaşabilirim Tam bilgiye.. O zaman ki soy isimde HAMZAOĞLU.. Maraş elbistanda Hamzaoğlu Yazdığım zaman çıkanllar var.. Ama sizin paylaşımınızda ben sanki yakınlık hissettim HAMZAOĞLU Ailesinden.. Çünkü HASAN AĞA NIN.. HASAN HAMZAOĞLUNUN .. ÇOCUKLARININ İSMİ.. MEHMET ALİ HASAN.. BU ŞEKİLDE GİDİYOR.. Sizin yazdıklarınız içerisindeki Hamzaoğlu içerisindede bu isimler geçiyor.. Hep dedesinin babasının ismi koyulur ya bizlerde Bizdeki isimlerde Büyük ihtimal oradan geliyor aydınlatırsanız sevinirim... metehan.bugra@hotmail.com facebooktan aratıp satuk buğra diye bulabilirsiniz.. yada facebooktaki ''TÜRK EVLATLARI'' sayfasından bana ulaşabilirsiniz.. desteğinizi bekliyorum ... Teşekkürler

Yorum Gönder