7.02.2012

Türkler ve Ermeniler (Zoraki Nikah)

Türkler ve Ermeniler… Nasıl olmuşsa olmuş, işte aynı coğrafyada buluşmuşlar. Türklerin devletinin güçlü olduğu anlarda Ermeniler, bu devletlerde gayet güzel günler yaşamışlar....


El üstünde tutulmuşlar. Hatta “millet-i sadıka” bile denmiş onlara… Gelin görün ki ne zaman Türk Devleti, güçsüz kalmıştır, Batılı ajanlar ülkede cirit atmaya başlamıştır, işte o zaman Ermeniler “zor günlerin adamı” olmadıklarını göstermişlerdir.
Ermeniler, İngiliz ajanı olmuşlardır.
Ermeniler, Rus üniforması giyip savunmasız Türk insanını vahşice öldürmüşlerdir.
Ermeniler, Fransız üniforması giymişlerdir ve güneydoğuda her türlü mezalime imza atmışlardır.
Ermeniler, 1. Dünya Savaşı yıllarında Türk Ordusunun ikmal hatlarına sabotaj yapmışlardır.
Ermeniler, Van’da, Erzurum’da, Bitlis’te Rus komutanları bile hayrete düşüren vahşi katliamların birinci derecede sorumlusudurlar.
Ermeniler, Türk Diplomatlarını hunharca şehit etmişlerdir.
Ermeniler, Hocalı’da ve Karabağ’da Türk halkına karşı soykırıma girişmişlerdir ve yüreklerin kaldıramayacağı bir büyük vahşeti sergilemişlerdir.
İşte bu fotoğraf Ermenistan’da sözde soykırım anıtının fotoğrafı… Müze olarak kullanıyorlar ve anıtın yönünü Türkiye’ye doğru çevirmişler, Ağrı’ya doğru… Bütün toplar da Türkiye’ye çevrilmiştir.
Ermenistan’da birçok yerde Büyük Ermenistan haritaları yer aldığı gibi, bu müzede de aynı haritanın kabartma türünde olanı var. Tabii Türkiye’nin doğu vilayetleri ile Azerbaycan’ın büyük bölümü Büyük Ermenistan’a dahil edilmiştir.
Ermenistan’ın nüfusu Ocak 2008 tarihine göre 3.230 bin… Milli gelir, kişi başına 1.700 dolar… Böyle bir ülkenin Türkiye ve Azerbaycan gibi bölgenin iki büyük devletine karşı böyle cesurca hareketlere girişmesinin sebepleri var. Amerika’daki Ermeniler, Amerika’yı, Avrupa’daki Ermeniler Avrupa Birliğini etki altında tutmaya çalışırken Ermenistan Devleti ise Rusya’nın güdümüne giriyor. Oyun gayet  iyi… Ermenistan’ın üç kuvvetli destekçisi Amerika, Rusya ve Avrupa Birliği olarak karşımıza çıkıyor.
Türkiye ise Ermenistan açılımı ile biraz da üzerindeki baskıları hafifletmenin yolunu arıyor. Bu açılımın bedeli ise biraz ağır olacak gibi… Özellikle Türkiye- Azerbaycan ilişkilerinin girdiği dönemeç son yıllardaki en kötü duruma girdiğimizi gösteriyor. Azerbaycan, Ermenistan sorununda Türkiye ile Azerbaycan arasında sıkışıp kalan Ermenistan’ın aslında pek de sıkışık durumda olmadığını, hatta Türkiye’nin kapılar açık olmadığı halde Ermenistan’a mallarını bir şekilde sattığını biliyor. Yoksa Ermenistan’daki bu kadar Türk malı oraya nasıl gelmiş olabilir?
Sınırı bir gün açalım, üç gün açalım, beş gün açalım gibi gariplikler devam ederken İlham Aliyev, Rusya’da “stratejik ortak” söylemi ile Rus Başbakanı ile görüşüyor ve gaz anlaşmasını öne çıkararak, Rusya’ya gaz vereceğini açıklıyor.
Sonuç şu: Türkiye, bölgede istediği kadar “zoraki nikah” peşinde koşsun, elindeki Azerbaycan kozunu büyük ölçüde kaybediyor. Bölgede eski günlere dönüş başlıyor. Yani bölgenin tek hakim gücü Rusya’dır ve “o, isterse Ermenileri Karabağ’dan çıkarabilir” mantığı işliyor. Buradaki çelişki de şudur: Azerbaycan, Karabağ’a Ermenilerin nasıl girdiğini unutmamalıdır. Rus Motorize gücü olmasaydı Ermeniler böyle bir harekete kalkışamazdı.
Türkiye, Azerbaycan’ı bu noktada yalnızlığa iterek Rusya’nın kucağına itmemelidir. Türkiye – Ermenistan ilişkilerindeki “zoraki nikah” Türklerin taviz vermesiyle çözümlenemez. Ayrıca Türk Halkının hiç de istemediği bu anlaşmalar silsilesi Türkiye’yi bölgede zora sokuyor. Bu milli bir davadır. Ermenistan herhangi bir ülke değildir. Azerbaycan ise bizim ana baba bir öz kardeşlerimizin ülkesidir. Türkiye, Azerbaycan’ı ve ülkemizdeki insanları üzecek bir tavır ve anlayış içine girmemelidir. Burhanettin Akbaş




Soma Toplumsal Dönüşüm Projesine destek olun!

0 yorum:

Yorum Gönder