11.02.2012

Koyunabdal


Kayseri ili Bünyan ilçe merkezine 30 km. mesafede bulunan kasaba adını kurucusu Koyun Abdal'dan almıştır.Koyun Abdal takribi 1480-1550 yılları arasında yaşamış halk ozanlarından biridir.


Aslı OĞUZ Türklerinden HASANLI aşiretine mensup bir TÜRKMENDİR. Hasanlı aşireti ORTA ASYA kökenlidir Horasan üzerinden Anadolu'ya göçer olarak gelmiştir.

Uzun yıllar Anadolu'da göçebe hayatı yaşayan aşiret, Yavuz Selim ve Kanuni Sultan Süleyman zamanında yerleşik düzene geçilerek bu günkü bulunduğu dere kenarına yerleşmiştir.

Koyun Abdal, hiç şüphesiz o devrin hatırı sayılır bir halk şairidir. Manzumesinde sarahaten anlaşıldığına göre kendisi Bektaşidir. beldenin ortasında Koyun Abdal türbesi denilen etrafı taş duvarlarla çevrilmiş büyük bir mezar vardır. Köy halkı tamamen Türkmen’dir.
1527 tarihindeki bir isyanı hatırlatan bir manzume : Kalender vak’ası ve Koyun Abdal


 Saltanat devirlerinde yurdumuzun ekser mahallerinde sık sık şekavet ve hükümete isyan hareketleri baş gösterir; şakileri ve asileri tenkil için hükümet asker sevkine mecbur olur; iki taraftan da hesapsız canlar yanar , kanlar dökülür ; hele hareket mıntıkasında bulunan zavallı halk ezildikçe ezilirdi.

Osmanlılar zamanına ait tarihimizde böyle hadiseler saymakla bitmeyecek kadar çoktur. Şimdi kısaca bunların birinden bahsedelim.

Kanuni Sultan Süleyman2nın Macaristan’ı fethederek idaresini tanzime çalıştığı sırada Anadolu’nun bazı yerlerinde idaresizlikten müteaddit isyanlar çıkıyor. Hükümete pek çok zayiat verilerek bastırılan bu isyanların birini diğeri takip ediyor. Bir gün isyan bayrağını Hacı Bektaş sülâlesinden (KALENDER) kaldırıyor . Başına binlerce Derviş, Abdal , kalender, çapulcu topluyor. (Kalender Sultan), (Mehdi-i zaman) unvanını alıyor ; isyan büyüdükçe büyüyor.

Hükümet kuvvetleriyle asiler beyninde müteaddit müsademeler vukua geliyor . Hele (Tokat) civarındaki şiddetli çarpışmada (Karaman) Beylerbeyi (Mahmut paşa) (Alâiye)beyi (Sinanbey) , (Karaman) ve (Anadolu) Timar defterdarları gibi yüksek şahsiyetlerle beraber askerlerin mühim bir kısmı maktul düşüyor ; bir kısmı da perişan bir halde kaçıyor . (Kalender) in çıplak adamlarının ellerine ise hayli ganaim geçiyor. Bir taraftan da Osmanlı mağlubiyetleri, daha pek çok gayri memnunların ve ezcümle Dulkadirlioğulları memalikinin Osmanlı ülkesine ilhakından sonra nüfuzları kırılıp malları elinden alınan Beylerin (Kalender) tarafına geçmelerine sebep oluyor. Kalenderlerin sayısı otuz bini aşıyor.

Bu haberler, Padişah tarafından (Anadolu) ve (Karaman) eyaletleri kuvvetlerinden istifade edilerek isyanı bastırmak için üç bin yeniçeri ve iki bin sipahi ile İstanbul’dan gönderilen ve cenupta (Kars-Kadirli) ye kadar ilerleyen Veziriâzam Damat Ferit Paşaya birbiri ardına ulaşıyor.

İbrahim paşa, maiyetindeki askere güvenip asilerin üstüne gidemiyor , gitse bile bu hareketin netice vermeyeceğini biliyor.İsyanın büyümesinde asilerin çoğalmasındaki sebepleri göz önüne alarak bulunduğu mıntıkada ıslahata başlıyor.

İbrahim Paşanın bu tarzı hareketi hem ıslahat mıntıkasında hem de (Kalender) in yanındaki Beyler arasında çok iyi tesirler bırakıyor. Âsi Beyleri ve Türkmen aşiretleri reislerinin çoğu, tevabii ile birlikte (Kalender) in yanından savuşuyor. İbrahim Paşa kendisine dalalet edenleri iyi karşılıyor; lâyık gördüklerine iltifatlarda bulunup tımarlar tevcih ediyor.

Kuvveti azalan (Kalender) hükümet kuvvetlerinin takibine maruz kalıyor. Nihayet 22 Haziran 1527 (22 Ramazan 933) de (Elbistan) ın (Başsaz) mevkiinde kendiside yakalanıp öldürülüyor. Kesilen başı da İbrahim Paşaya götürülüyor.

Bu vak’a, muhakkak ölümden kurtulan ve fakat öteden beri Kalendere candan bağlı olan dervişlerin, abdalların gönüllerinde derin tesirler husule getiriyor. Bunlar arasında bulunan o devrin şimdiye kadar tanınmamış halk şairlerinden KOYUN ABDAL da tessürünü şöyle bir manzume ile ifade ediyor:

Seni Şaha gider derler, Gel gitme güzel Kalender
Atan anan yüzün suyun , Terk etme güzel Kalender

Hacı Bektaş değilmi atan, Hünkar Veli değilmi öten
Kerbela'da mekan tutan, Gel gitme güzel Kalender

Sen Hacı Bektaş gülüsün, Şu aleme dopdolusun
Sende bir erin oğlusun, Gel gitme güzel Kalender

Yedilmez oldu yedekler, kurulmaz oldu otaklar
Harb oldu kaldı çıraklar, Gel gitme güzel Kalender

Bölük, bölük oldu Beyler, Dikildi sayvanlar tuğlar
Koyun Abdal durmuş ağlar, Gel gitme güzel Kalender

Başka hiçbir yerde bir eserine rastlanmayan Koyun Abdal, hiç şüphesiz o devrin hatırı sayılmaya lâyık bir halk şairidir. Manzumesinde sarahaten anlaşıldığına göre kendisi Bektaşidir. Ancak Kayseri nin Bünyan kazasın bağlı Koyunabdal adlı bir köy ve bu köyün ortasında Koyunabdal türbesi denilen etrafı taş duvarlarla çevrilmiş büyük bit mezar vardır. Köy halkı tamamen Türkmen’dir. Esasen Koyunabdal’ın da Türkmen olduğu ve köy halkının

Onun neslinden türediği söylenmektedir. Köyün kuruluşu çok eski değildir. Şimdi bu köyde yaşamakta olan Türkmenlerin 150 yıl kadar evvel yaşayan dedeleri yaz ve güz mevsimlerini bu mıntıkada, kışı da Maraş altında Urfa tarafında geçirirlermiş. Mamafi bu mevki 4 asırdan beri Koyun Abdal diye anılırmış.Şu halde vefatından sonra medfun bulunduğu mevkie kendi adı verilen Koyun Abdal’ın dört yüz küsür sene önce Türkmenler arasında mühim bir şahsiyet olarak şüphe yoktur.

Kalender isyanı esnasında orta yaşta bulunduğu tahmin edilen Koyun Abdal’ın 15 inci asrın son nısfında doğmuş 16 ıncı asrın ortalarına doğru veya biraz daha sonra ölmüş olması pek muhtemeldir.













wowturkey

Soma Toplumsal Dönüşüm Projesine destek olun!

0 yorum:

Yorum Gönder