20.02.2012

Gökalp’i Doğru Anlamak

Birileri Ziya Gökalp’in doğup büyüdüğü memlekette Ziya Gökalp adına bile tahammül edemeyip büyük düşünürün adını taşıyan sokak adlarını bile değiştiriyorlar ya insan gerçekten üzülüyor. 


Bunca emeği Gökalp’in adını Diyarbakır’dan silmek yerine Gökalp’i anlamak için harcasalardı çok daha iyi olacaktı.
Gökalp’i okusalardı, aynı milletin çocukları olduğumuzu anlayacaklardı. Gökalp’i okusalardı, millet nedir, milliyetçilik nedir, Gökalp niçin Türkçülük düşüncesine sıkı sıkı sarılmış göreceklerdi.
Prof.Dr. Rıza Filizok, “Ziya Gökalp’te Millet ve Milliyetçilik” başlıklı oldukça değerli nir yazı neşretmişti. Burada ele aldığı görüşlerden bir kısmını sizinle paylaşmak istiyorum.

“Gökalp, Millet Nedir? başlıklı makalesinde millet kavramını tanımlamıştır. Gökalp'e göre millet, zorunlu olarak coğrafyaya bağlı bir topluluk değildir. Meselâ "İran" dediğimiz zaman bu ülkede yalnız İran milletinin bulunduğunu sanmamalıdır. Orada İran kavminden başka kavimler de yaşamaktadır. O halde hiç kimse ait olduğu ülkeye göre milliyetini tayin edemez. Millet, aynı şekilde, bir ırka ve bir kavme mensup olmak da (kavmiyet) değildir. Toplumlar tarih öncesi zamanlarda bile örf ve kavim olarak saf bir halde değildi. Tarih boyunca göç ve savaşlarla kavimler saflıklarını kaybetmişlerdir. Sosyal nitelikler, biyolojik kalıtımla yeni nesillere geçmez, terbiye vasıtasıyla nesilden nesile aktarılır. Bundan dolayı ırk milliyeti belirleyemez. Bir imparatorluk içinde ortak bir siyasî hayat yaşayan insanlar da bir millet teşkil etmez.
Bundan dolayı Osmanlı tebaasına Osmanlı milleti denmesi yanlış bir adlandırmaydı. Aynı şekilde millet, bir adamın kendisini keyfine göre ve yararını düşünerek bağlı olduğunu düşündüğü bir topluluk da değildir. Görünüşte fert kendisini şu ya da bu topluma ait saymakta hür zanneder. Aslında ferdin böyle bir hürriyeti yoktur. İnsanlardaki ruh duygularla fikirlerden oluşur, ancak duygu hayatımız asıldır, fikirlerimiz ise ona aşılanmıştır. Bundan dolayı fikirlerin duygulara uyması gerekir. Fikirleri duygularına uymayan bir insan ruhça hastadır. İnsanlar bir millete ancak hisleriyle bağlı olabilir. Kısaca millet ne coğrafî, ne ırkî, ne siyasî ne de idarî bir topluluk değildir. Millet, dili ortak olan yani aynı terbiyeyi almış fertlerden oluşan kültürel bir birliktir. Milliyette soy ağacı aranmaz, yalnız terbiye aranır. Terbiye duygularımızı idare eder, duygularımız da aklımıza rağmen bizi idare eder. Bundan dolayı hangi milletin terbiyesini almışsak o millete ait oluruz. Fertler, hangi toplumun terbiyesini almışsa, onun ülküleri için çalışabilir.
Gökalp'a göre milliyetçilik ve Türkçülük, bir millet halinde var olabilmenin terbiyesinden geçmektir. Gökalp'ın Milliyetçilik ve Türkçülük anlayışı işte budur. Ancak ne yazık ki Gökalp'ı izlediklerini söyleyenlerin de, Gökalp'a karşı olanların da bu fikirleri doğru olarak anladığı söylenemez: Gökalp, milliyetçiliği ve Türkçülüğü, bir kültür ve bir terbiye meselesi olarak ortaya koydu. Millet olmak için, -bu acımasız dünya şartlarında, yeryüzünde var olabilmek için demektir- ortak bir kültüre ve ortak bir terbiyeye ihtiyaç olduğunu gösterdi. Bu kültür ve terbiye birliğinin de ancak Türkçe etrafında olabileceğini gördü. Onun rüyası buydu.”
Lisan adlı şiirinde de aynı duyguları ifade etmemiş miydi?
Bakınız Ziya Gökalp, lisan şiirini nasıl tamamlıyor?

Tûran'ın bir ili var

Ve yalnız bir dili var.
Başka dil var diyenin,
Başka bir emeli var.

Türklüğün vicdânı bir,

Dîni bir, vatanı bir;
Fakat hepsi ayrılır
Olmazsa lisânı bir. 

yazı; Burhanettin Akbaş
 

Soma Toplumsal Dönüşüm Projesine destek olun!

0 yorum:

Yorum Gönder