7.02.2012

Anadolu’da Aşiretler Cemaatler Oymaklar

Yusuf Halaçoğlu’nu Türkiye cesur açıklamaları ile tanıdı. O, Türkiye’nin yetiştirdiği önemli bir bilim adamı… Önemli bir tarihçi… 


 Türk Tarih Kurumu’nun eski başkanı… Uzun süre bu kurumun başında yer alan bir insan olarak önemli hizmetlerde bulundu...

Türk Tarih Kurumu Başkanı iken yaptığı bazı açıklamalar, anlama özürlü medyamızın pişirdiği konularla saptırıldı ve çarpıtıldı. İşin içine siyasetçiler bulaşınca da ciddi her bilim adamının yapacağı şeyi yaptı ve kurumdaki görevini bıraktı.
Halaçoğlu, konuşmalarında sık sık bahsettiği, Anadolu’daki 41 binden fazla aşiret, cemaat ve oymağı 2800 sayfadan oluşan 6 ciltlik dev bir eser olarak yayımladı.Bu eser, 83 TL + KDV ile piyasaya çıktı. Kitabını sanal ortama da aktaran Halaçoğlu, www.anadoluasiretleri.com internet adresinde aşiret, cemaat ve oymak adlarını bilenler için sorgulama yapmaya imkan veren bir sistem kurmuş.
250’den fazla tahrir defterinin incelendiği, 20 yıllık bir emeğin mahsulü olan eseri hazırlayan ekibi, en başta da Yusuf Halaçoğlu Hocayı tebrik etmek gerekir. Gerçekten bu büyük bir hizmettir.
Kayıtlar 1453- 1650 yıllarını kapsamaktadır. Yani gerek kitabı alanlar için, gerekse internette çalışma yapacaklar için dikkat edilmesi gereken bir husustur. Yani adı bilinen bir aşiret, 1453-1650 yılları arasında bir bölgede görülmüş ve yerleşik hayata geçmiştir demek, ondan sonra herhangi bir hareket olmadı manasına gelmez. Özellikle Yörük – Türkmen oymaklarının 17. yüzyılda büyük bir göç hareketleri vardır. Buna Bozulus Hareketi de denir. Halep Türkmenlerinin, Urfa topraklarına, oradan İç Anadolu’ya, oradan Ankara ve ötesine geçişlerine şahit oluruz. O yüzden 1650 yılına kadar bilgilerin bir de devamı niteliğinde bilgiler olabileceğini unutmayınız.

Bir diğer konu: Konuyla ilgimizi bilen dostlardan haliyle sorular geliyor. Mesela: Biz, cemaat, aşiret ya da oymak adımızı bilmiyoruz diyorlar. Bu da çok tabidir. Bakınız kayıtlar İstanbul’un fetih tarihine kadar götürülebilmiş. Bu da büyük başarıdır. Lakin, bu tarihten önce Anadolu’nun Türk Yurdu olmasında büyük rol üstlenen Ahlatşahlar, İnaloğulları, Dilmaçoğulları, Çubukoğulları, Mengücek Oğulları, Artuklular, Saltuklular, Danişmentliler, Selçuklular, Aydın Oğulları, Yinanç Oğulları, Karamanoğulları, Tekeoğulları, Menteşeoğulları, Eşrefoğulları, Dulkadiroğulları, Hamit Oğulları, Ramazanoğulları, Saruhanoğulları, Karesioğulları, Eretnalılar, Kadı Burhaneddin Nesli, Germiyanoğulları, Çandaroğulları, Canikoğulları gibi çok köklü Türk ailelerini Anadolu coğrafyasında görüyoruz.
Anadolu’da şehirler adeta yeniden inşa edilirken bu Türk Beylikleri ve Devletleri, şehirlere Türk nüfusu yerleştirerek önemli bir işi gerçekleştirdiler. Birkaç örnek verecek olursak:
Erzurum’da Saltuklular, Erzincan’da Mengüçlüler, Diyarbakır’da Yinançoğulları ve Artuklular, Çemişkezek’te Çubukoğulları, Bitlis’te İnanoğulları, Sivas ve Kayseri’de Danişmendliler, Elazığ ve Mardin’de Artuklular gibi daha burada saymama imkan olmayan Türk toplulukları adeta bulundukları bölgelerde, şehirlerde yeniden imar hareketine girerek şehirlere Türk Mührünü vurdular.

Lakin bu dönemin sonrasında şehirleşmeyle birlikte şehirli Türkler, aşiret yapısından zamanla uzaklaştılar. Aradan uzunca da bir zaman geçince oymak ya da aşiret adlarını unutmak kaçınılmaz oldu.
Benim tavsiyem yine de mahalle adlarında, mevki adlarından, aile lakaplarından, köylerdeki, kasabalardaki adlandırmalardan yararlanarak hiç olmazsa kendi bölgeniz hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz. 41 bin isim hiç de azımsanacak bir isim değildir.

S.Burhanettin AKBAŞ

Soma Toplumsal Dönüşüm Projesine destek olun!

0 yorum:

Yorum Gönder