10 02 2012

Ali Dağı

Ali dağının sadece Talas için değil, Kayseri için özel bir önemi var. Ali Dağı, Erciyes gibi Kayseri slüetinin bir parçasıdır aslında....


Erciyes’e ulaşmak eski zamanlarda zorlu bir iş iken Kayserililer Ali dağına ulaşmayı daha rahat ve daha kolay bulmuşlardır.
Bünyan Dostları Grubunun daveti ile başladığımız Ali Dağı tırmanışı veya yürüyüşünde dördüncü tırmanışı da başarıyla tamamlamış olduk. 1871 metre olan dağın üç zirvesinin ortasına çıkmak yaklaşık bir saatimi alıyor. Endürlük tarafındaki araçlar için açılmış yoldan gidiyoruz biz. Aslında Ali dağının etrafını dolanan Talas yönünden keçi yolu (patika) da var ama orası bizi çok zorlayabilir diye düşünüyorum.

Sabah 04.30’da kalkıp sabah namazını da eda edip otomobile biniyoruz. Ali Dağının Endürlük istikametindeki girişine aracımızı bırakıyoruz. Ya grup olarak ya da bireysel olarak yola çıkıyoruz. Yol, bir süre öyle dikleşiyor ki normalde dört kilometrelik yolu çok daha kısa yürüyebileceğiniz halde bu tırmanış size mani oluyor. Benim ağır aksak yürüyüşümden şikayet ediyorlar. Ben rampadaki kamyonlar gibi tısılarken onlar yanımdan son model otomobiller gibi geçiyorlar ve bir de hava atıyorlar: Bunlar ota çöpe her şey duruyorlar, böyle yürüyüş mü olur? Varsın desinler, ne badirelerden geçtiğimi biliyorum. Benim gibi adama Ali Dağına yürüyerek çık demek mucizenin diğer adı demektir.
Ali Dağı, inanılmaz bir güzelliktir. Eğer yaylalarda büyümüşseniz, ne dediğimi çok iyi anlarsınız. Tabiatın kendine özgü bir hayatı vardır. Orada binlerce hayatın nasıl can bulduğuna şahit olursunuz. Gelincik, papatya, sarı çiğdem, kekik kokuları sabahın serinliğinde birbirine karışırken mest olmamak mümkün müdür? Meşe koruluğunun üzerinde yuva yapan ve telaşlı telaşlı bir o yana, bir bu yana koşuşturan kuşlar, insanlara aldırmadan nağmelerini terennüm ediyorlar. Ne yazık ki bu kuşların tam olarak adını bilmiyorum. Bülbül, kanarya deyip işin içinden sıyrılmak kolay ama burada oldukça fazla kuş var. Keşke Süleyman Sağlam Ağabey buralarda olsaydı. O, Erciyes’in atlarını saydığı gibi bu kuşları da mutlaka bilir ve bize sayardı.
Hafta sonu geldi mi, insanlar daha sabahın alacasından itibaren Ali Dağını doldurmaya başlıyorlar. Her cumartesi ve Pazar yürüyüş ekipleri ve bireysel yürüyüşçüler, gerçekten görülmeye değer bir sportif faaliyet yürütüyorlar. Ali Dağına tırmanırken su deposunu geçtikten sonra nefis Erciyes manzarası kucaklayıveriyor bizleri. Önce Endürlük, Kıranardı, Hisarcık derken sonra Hacılar’ı, sonra da Kayseri’yi Yılanlı dağına kadar kucaklayıveriyorsunuz. Bu muhteşem bir şey… O yüzden yanınıza sadece su almanız yetmez, mutlaka fotoğraf makinesi ve kamera da almalısınız. Biz bu yürüyüşler sırasında bol bol fotoğraf çekip görüntü alıyoruz. Her tırmanışta da yeni şeyler keşfediyoruz inanın. Ama ben en çok bülbüllerin serenadını seviyorum. Onların seslerini kaydetmek bile yetiyor bana.
Bazıları daha hazırlıklı gözüküyor. Kimileri çaylarını, kahvaltılıklarını alıp Ali Dağında sabah kahvaltısı yapıyorlar. Biz ise sabah beşte başladığımız yürüyüşümüzü cumartesi veya Pazar sabahı 7.30’da bitirenlerdeniz. Böylece günün diğer vakitleri de bize kalmış oluyor.Ali Dağının tarihi bir önemi de var. Kısa kısa onlardan da söz edeyim.
  • Ali Dağı, Kırgızistan’daki Talas şehrinin coğrafyasından adını alır. Alatav, Kayseri coğrafyasında Ali Dağı olur.
  • Ali Dağı, Mevlevi kaynaklarına göre Seyit Burhanettin Hazretlerinin inzivaya çekildiği yerdir.
  • Evliya Çelebi, Ahmet Tirani hazretlerinin mezarının bu dağda olduğunu söylüyor.
  • Ortodokslar, bu dağda Aziz Vasilyus’un (Basileios) manastırının olduğuna inanıyorlar.
  • Gregoryenler ise Aziz Karabet’in mekanı olarak Ali Dağını kutsal sayıyorlar.
  • Müslüman Türkler ise Ali dağını, Hz.Ali ile özdeşleştirip Ali Dağına çıkıp inmenin sevap olduğuna inanıyorlar.
Sevap olup olmadığını bilmem ama bana bu yürüyüşler çok iyi geliyor. Kanımdaki yağ ve şeker oranı bu yürüyüşlerle iyice düştü. Günde dört ilaç kullanmam gerekirken şimdi çok daha azını kullanıyorum. Vücudum, sigaranın meydana getirdiği hasarı atmaya çalışıyor ve bu yürüyüşler sayesinde adeta oksijene doyuyorum, arınıyorum, temizleniyorum. Her şeyi Allah bilir, amenna ama yaşamaya dair umutlarım arttı. En önemlisi bu dağ moralimi düzeltti. Meşelikler, türlü türlü çiçekler, kuşlar ve seher yeli… Doğal klinik gibi bir yer burası…Burada biz, Kayseri’ye daha yakınız. Erciyes’e daha yakınız. Gökyüzüne daha yakınız. Allah’a daha yakınız.
Burhanettin Akbaş

Ali dağı rakım 2000 m.

0 yorum:

Yorum Gönder